Postpositions Flashcards
for, suitable, according to, when compared to
-(y)A göre
‘This film is not suitable for children.’
Bu film çocuklara göre değil
‘According to the news, it will rain all day tomorrow.’
haberlere göre yarın bütün gün yağmur yağacak
Ankara is on the east when compared to İstanbul
Ankara, İstanbul’a göre doğuda
untıl /as far as
-(y)A kadar
‘I waited for you until nine.’
Saat dokuza kadar seni bekledim.
‘We will go as far as Ankara by train.’
Ankara’ya kadar trenle gideceğiz
in spite of
-(y)A rağmen
‘They are swimming in the sea in spite of the rain.’
yağmura rağmen denize giriyorlar
towards
-(y)A doğru
‘We will go to the park towards the evening.’
Akşama doğru parka gıdeceğiz
ı ‘against,’ ‘towards (feelings)’
-(y)A karşı
‘I am working in an organization that fights against AIDS.’
AIDS’e karşı savaşan bir organizasyonda çalışıyorum
‘What (things) do you feel towards her?’ (inf)
Ona karşı neler hissediyorsun?
since, for’
-DAn beri
‘We have been living here since 1990.’
bin dokuz yüz doksan’dan beri burada oturuyoruz.
‘We have been living here for two years.’
iki yıldan beri burada oturuyoruz
‘since’
-DAn bu yana
‘I haven’t read anything since the exam.’
Sınavdan bu yana hiçbirşey okumadım
before
-DAn önce
‘Shall we meet before the class?’
dersten önce buluşalım mı?
‘after’
-DAn sonra
‘Shall we meet after the class?’
Dersten sonra buluşalım mı?
other than’
-DAn başka
‘I cannot love anybody other than her.’
Ondan başka kimseyi sevemem
because of’
DAn dolayı
‘Because of air pollution, a lot of animals are dying.’
Hava kirliliğinden dolayı pek çok hayvan ölüyor
‘like’
(-nIn) gibi
‘I am a tourist like you.’
inf
Ben de senin gibi turistim.
‘for’
(-nIn) için
‘I brought these books for you.’ inf
Bu kitapları senin için getirdim
‘with’
(-nIn)ile
‘She will go shopping with her sister.’
(reported)
Ablası ile alışverişe gidecekmiş
as . . . as’
(-nIn) kadar
‘I am not as tall as you.’
Ben senin kadar uzun boylu değilim
about, approximately’
kadar
‘I waited for you for about two hours.’
Seni iki saat kadar bekledim.
what changes wıth case markings on pronouns vs noun complıments?
gibi için ile and -(nIn) kadar require case on pronouns not on noun complements
what is a possessive marked post position?
a post position that has a possessive marker that agrees in person with its complement
When the complement is a pronoun, it appears with a genitive case marker
about
(-nIn) hakkında
‘This film is about you.’ inf
Bu film senin hakkında.
‘This film is not about us.’
Bu film bizim hakkımızda değil
‘about me’
Benim hakkımda
‘about you’ inf
Senin hakkında
‘about him’
Onun hakkında
‘about us’
Bizim hakkımızda
‘about you’
Sizin hakkınızda
‘about them’
Onlar hakkında
When the complement is onlar it does not take the genitive case
When pronouns have the plural marker -lAr, they do not have case.
about (each and every one of ) us’
Bizler hakkında
when is genitive required for ne and kim?
The genitive case is required only
when the question word has a definite or specific interpretation.
‘about what’
Ne(yin) hakkında
‘about whom’
Kim(in) hakkında
‘This documentary film is about what/who?’
Bu belgesel film ne/kim hakkında?
‘about what-plural’
Ne-ler hakkında
about who-plural’
Kim-ler hakkında
thanks to’
(nIn) sayesinde
‘Tolga was this successful thanks to his mother.’
Tolga annesi sayesinde bu kadar başarılı oldu
‘during’
-(nIn) sırasında
‘Please do not talk during the film.’
lütfen film sırasında konuşmayın
‘because of’
-(nIn) yüzünden
‘We were late because of traffic.’
Trafik yüzünden geç kaldık
‘by’
-(nIn) tarafından
‘The fruit that was grown by the peasants is sold at the local bazaar.’
Köylüler tarafından yetiştirilen meyveler pazarda satılıyor
‘from the point of view’ (2)
-(nIn) açısından/bakımından
‘Is this okay with you?’ (literally, ‘Is there a problem in your point of view/from your
perspective?’ form
Sizin açınızdan/bakımınızdan bir sakıncası var mı?
‘in the name of, on behalf of’
-(nIn) adına
‘What (things) are they doing in the name of heroism?
Kahramanlık adına neler yapıyorlar!
‘for the sake of’
-(nIn) uğruna
‘What has Adnan been bearing with for the sake of Bihter!’
Adnan Bihter uğruna nelere katlandı
for the honor of’/‘in honor of’
-(nIn) şerefıne
‘We gave a party in honor of our new manager.’
Yeni müdürümüz şerefine bir parti verdik
in the place of’
-(nIn) yerine ‘
‘We bought this apartment in place of our old house.’
Eski evimizin yerine bu apartman dairesini aldık.
‘because of’
-(nIn) nedeniyle ‘
Because of the NATO meeting the roads are blocked to traffic
NATO toplantısı nedeniyle yollar trafığe kapanmış
by means of’
-(nIn) yoluyla
‘We informed the students by means of email.’
öğrencilere e-posta yoluyla haber gönderdik
‘through’
-(nIn) aracılığıyla
‘We informed the parents through the students.’
Velilere öğrenciler aracılığıyla haber verdik
‘all along
-(nIn) boyunca
‘Little Ahmet cried constantly all along the way.’
Küçük Ahmet yol boyunca sürekli ağladı
during the period of’
-(nIn) süresince
‘He took private guitar classes during his high school education.’
Lise eğitimi süresince özel gitar dersi aldı
how do spatial postpositions with the possessive work?
In such
structures, the complement takes the genitive case, and the “postposition” takes a possessive
marker that agrees with the complement in person.
‘near’
(-nIn) yanında(n)
‘The school is near the mosque.’
Okul caminin yanında.
‘under’
(-nIn) altında(n) ‘
‘The cat is under the table.’
Kedi masanın altında.
‘above, on’
-(nIn) üstünde(n)
‘Ahmet has a school uniform on him.’
Ahmet’in üstünde okul üniforması var
‘behind’
-nIn) arkasında(n)
‘We ran after/behind the bus but could not catch it.’
Otobüsün arkasından koştuk ama yetişemedik
between, among’
(-nIn) arasında(n)
‘We have a small house among the trees.’
Ağaçların arasında küçük bir evimiz var
in front of’
(-nIn) önünde(n)
‘Does this bus stop in front of our school?’
Bu otobüs bizim okulun önünde duruyor mu?
‘in, through’
(-nIn) içinde(n)
‘We walked through the park.’
Parkın içinden geçtik
‘outside’
(-nIn) dışında(n)
‘Now they can smoke only outside the cafes´ .’
Artık sadece kafelerin dışında sigara içebiliyorlar
‘across’
(-nIn) karşısında(n)
‘A new hairdresser opened across from our shop.’
Bizim dükkanın karşısına yeni bir kuaför açıldı
‘around’
(-nIn) etrafında(n)
‘Is there a pharmacy near (literally around) your school?’
Sizin okulun etrafında eczane var mı?
Are the books under the table?’
Masanın altında kitap var mı?
‘Could you give me the books from under the table?’ inf
Masanın altından kitapları verir misin?
Have you cleaned under the table?
Masanın altını temizlediniz mi?
What have you hidden under the table?
Masanın altına ne sakladınız?
It is clean under the table.
Masanın altı temizmiş
‘Who is responsible for cleaning under the table?’
Masanın altının temizliğinden kim sorumlu?
I have not seen Jale since 1999.
Jale’yi bin dokuz doksan dokuz’dan beri görmedim
I will finish this book before Friday.
Bu kitabı Cuma’dan önce bitireceğim
My mom will not be at home after four o’clock.
Annem dörtten sonra evde olmayacak.
I am not as tall as my sister.
Ben kız kardeşim kadar uzun boylu değilim
These gifts are for you.
Bu hediyeler sizin için
These films are not appropriate for children.
bu filmler çocuklara göre değil
I will wait for Oğuz until 6pm
Oğuz’u saat altıya kadar bekleyeceğim
We did shopping for the party on Friday
Cuma günkü parti için alışveriş yaptık
She does not speak enough French to read this book.
Bu kitabı okuyacak kadar Fransızca bilmiyor.
We’ve lived here since 1990
bin dokuz yüz doksan’dan beri burada oturuyoruz.
In Turkey, women have been able to vote since 1934
Türkiye’de kadınlar bin dokuz yüz otuz dört’ten beri oy verebiliyor.
We waited for you in the cafe till eight o’clock! inf
Saat sekize kadar kafede seni bekledik!
We’ve been waiting for you at the cafe since eight o’clock. inf
Saat sekizden beri kafede seni bekliyoruz.
Where will you go after class? form
Dersten sonra nereye gideceksiniz?
Unfortunately, I can’t speak Arabic as well as you. inf
Maalesef ben senin kadar güzel Arapça konuşamıyorum
These sunglasses are for children
Bu güneş gözlükleri çocuklar için
These sunglasses are suitable for children
Bu güneş gözlükleri çocuklara göre
Fry the onions for about ten minutes
Soğanları on dakika kadar kavurun
We’re looking for curtains for our new house.
Yeni evimiz için perde bakıyoruz.
We won’t see my dad before Kurban Bayramı
Kurban Bayramı’ndan önce babamlarla görüşmeyeceğiz
Sevgi’s baklava is not as tasty as my mum’s baklava
Sevgi’nin baklavası annemin baklavası kadar lezzetli değilmiş
What happened after the Second World War?
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra neler oldu?
We have a very important test tomorrow
We’ll work till eleven o’clock
Yarın çok önemli bir testimiz var
Saat onbire kadar çalışacağız
Our flight will be delayed by about two hours.
Uçağımız iki saat kadar gecikecek
I’m not as tall as my mum.
annem kadar uzun boylu değilim
Süleyman is not as hardworking as you
Süleyman senin kadar çalışkan değil
These reports must be completed by Wednesday
Bu raporları Çarşamba’ya kadar bitirmek gerekiyor
I’m travelling all the way to Bursa this weekend.
Bu hafta sonu Bursa’ya kadar gidip geleceğim
they’ll come running for about two miles.
iki mil kadar koşup geleceklermiş
Ahmet is not as handsome as Tarkan, but he can sing as good as him.
Ahmet Tarkan kadar yakışıklı değil ama onun kadar güzel şarkı söyleyebiliyor
He loves her, but not enough to marry her.
Onu seviyormuş ama evlenecek kadar değil
I don’t know anything about you. inf
Ben senin hakkında hiçbirşey bilmiyorum
What do you know about me? inf
Sen benim hakkımda ne biliyorsun?
Everybody thinks good things about him.
Herkes onun hakkında iyi şeyler düşünüyor
The headmaster is (seemingly) writing a report about us.
Müdür Bey bizim hakkımızda rapor yazızormuş
There’s a complaint against you. form
Sizin hakkınızda şikayet varmış
What does everyone think about them?
Onlar hakkında herkes ne düşünüyor?
I’ve prepared this meal for him.
Ben bu yemeği onun için hazırladım
I prepared this dish for myself.
Ben bu yemeği kendim için hazırladım
To thıs day I havent seen a student as lazy as him.
Bu güne kadar onun kadar tembel bir öğrenci görmedim
I bought these presents for you
Bu hediyeleri senin için aldım
I’ll call the restaurant and make a reservation for Mr Ahmet.
Restoranı arayıp Ahmet Bey için rezervasyon yaptıracağım
what are postpositions with clausal complements
affect a clause
verbs in these structures are nominalized with -DIK or -(y)AcAK and then a possessive
marker is attached to mark the subject of the subordinated verb
‘because (clausal) 2
DIğI için past
(y)AcAğI için present/future
‘Orhan did everything because he loved Nalan.’
Reported
Orhan herşeyi Nalan’ı sevdiği için yapmış
‘Orhan left the class early because he would meet Nalan.’ (reported)
Orhan Nalan’la buluşacağı için dersten erken çıkmış
when (clausal) (2)
DIğI zaman
(y)AcAğI zaman
‘Orhan (apparently) fell in love with Nalan when he saw her for the first time.’
Orhan Nalan’ı ilk gördüğü zaman ona aşık olmuş
‘Orhan feels very nervous when he meets Nalan.’
(reported)
Orhan Nalan’la buluşacağı zaman çok heyecanlanıyormuş
while (2) clausal
DIğI sırada
(y)AcAğI sırada
‘While Orhan was walking around at the park with Nalan, Nil (seemingly) saw them.’
Orhan Nalan’la parkta dolaştığı sırada Nil onları görmüş
like, the way . . . ’ (clausal) 2
DIğI gibi
(y)AcAğI gibi
‘Orhan is making baklava the way his mother taught him
Orhan annesinin öğrettiği gibi baklava yapıyormuş
‘Orhan will make dolma the way his mother will teach him.’ (reported)
Orhan annesinin öğreteceği gibi dolma da yapacakmış
despite, although’ (clausal)
DIğI halde
‘Orhan is studying although he doesn’t want to.’
Orhan istemediği halde ders çalışıyormuş
after (clausal)
-DIktAn sonra
‘Orhan will marry Nalan after he graduates.’
Orhan mezun olduktan sonra Nalan’la evlenecekmiş
‘since’ clausal
-DIğIndAn beri
‘Orhan has been thinking about Nalan since he saw her.’
Orhan Nalan’ı gördüğünden beri onu düşünüyormuş
‘before’ clausal
-mAdAn önce
‘Orhan was (apparently) not like this before he met Nalan.’
Orhan Nalan’la tanışmadan önce böyle değilmiş
‘until’ clausal
-IncAyA kadar
‘Orhan will wait for Nalan at the park until she comes.’
Orhan Nalan gelinceye kadar parkta onu bekleyecekmiş
x enough . . .’ clausal
-(y)AcAk kadar
‘Nalan is not crazy enough to marry Orhan.’
Nalan Orhan ile evlenecek kadar deli değilmiş
‘Because I am late, I am going to work by taxi today.’
ben geç kaldığım için bugün işe taksi ile gidiyorum
‘Because you are not drinking, I am not drinking either.’ inf
Sen içki içmediğin için ben de içmiyorum
‘I am forbidding smoking because I am concerned about you.’ form
Ben sizi düşündüğüm için sigarayı yasaklıyorum.
because I am stayıng
kaldığım için
because you ınf are stayıng
kaldığın için
because he is stayıng
kaldığı için
because we are stayıng
kaldığımız için
because you form are stayıng
kaldığınız için
because they are stayıng
kaldıkları için
because I wıll stay
kalacağım için
because you ınf wıll stay
kalacağın için
because he wıll stay
kalacağı için
because we wıll stay
kalacağımız için
because you form wıll stay
kalacağınız için
because they wıll stay
kalacakları için
how ıs the because clausal constructıon formed wıth nomınal and exıstentıal structures
nomınal , the verb ol- is added to the sentence and the inflections
follow ol-.
In existential sentences, var and yok are replaced with ol- and inflections are
attached to ol-.
Ankara is very cold in winter
Ankara kışın çok soğuk
‘Because Ankara is very cold in the winter, I don’t like Ankara.’
Ankara kışın çok soğuk olduğu için Ankara’yı hiç sevmiyorum
Ankara is not very warm in winter
Ankara kışın pek sıcak değil
‘Because Ankara is not warm at all in the winter, I don’t like Ankara.’
Ankara kışın pek sıcak olmadığı için Ankara’yı hiç sevmiyorum
There are many passengers on this bus
Bu otobüste çok yolcu var
‘Because there are a lot of passengers in this bus, we are not getting on.’
Bu otobüste çok yolcu olduğu için biz bu otobüse binmiyoruz
I haven’t got any money with me.
Yanımda hiç para yok
‘Because I do not have any cash on me, I cannot take a cab.’
Yanımda hiç para olmadığı için taksiye binemiyorum
when/while (2)
-DIğI zaman/sırada
-(y)AcAğI zaman/sırada
Phone us when you come to Ankara inf
Ankara’ya geldiğin zaman bize telefon et
a burglar broke in while you were asleep.
uyuduğun sırada eve hırsız girmiş
when/while I stay
kaldığım zaman/sırada
when/while you ınf stay
kaldığın zaman/sırada
when/while he stays
kaldığı zaman/sırada
when/while we stay
kaldığımız zaman/sırada
when/while you form stay
kaldığınız zaman/sırada
when/while they stay
kaldıkları zaman/sırada
when/while I will stay
kalacağım zaman/sırada
when/while you ınf will stay
kalacağın zaman/sırada
when/while he will stay
kalacağı zaman/sırada
when/while we will stay
kalacağımız zaman/sırada
when/while you form will stay
kalacağınız zaman/sırada
when/while they wıll stay
kalacakları zaman/sırada
It was raining hard the day I saw you. inf
seni gördüğüm gün çok yağmur yağıyordu
I was going to ask you the night we met you. inf
seninle karşılaştığımız akşam sana soracaktım
They didn’t close the door although I told them ‘close the door.’
reported
Ben ‘kapıyı kapatın’ dediğim halde kapıyı kapatmamışlar
Although on the door it was written ‘no dogs’, guests (seemingly) brought their dogs
Kapıda ‘köpek giremez’ yazdığı halde misafırler köpeklerini getirmişler
Although he did not speak English, he said ‘I know’ at the job interview.
İngilizce bilmediği halde, iş görüşmesinde ‘biliyorum’ dedi.
What changes when -mAdAn önce and -DIktAn sonra take noun vs verb complements
When they take noun
complements, the complement is marked with the ablative case.
When they take verbal
complements, önce requires -DIK as a nominalizer before the ablative case, while sonra
requires -mA
Noun + -DAn sonra vs. Verb + -DIktAn sonra
Noun + -DAn önce vs. Verb + -mAdAn önce
After the party
Partiden sonra
After the party’s over.
Parti bittikten sonra
Before the party
Partiden önce
Before the party’s over.
Parti bitmeden önce
After I finished my homework.
Ben ödevimi bitirdikten sonra
Before I went to New York.
Ben New York’a gitmeden önce
what changes for -(y)A kadar noun complement vs clausal complement
takes dative when its complement is a noun
When it is attached to a clausal
complement, it takes -IncA before the dative case, so the suffix attached to a verb is
-(y)IncAyA.
Noun + (y)A kadar vs. Verb + -(y)IncAyA kadar
Until the exam
Sınava kadar
Until I finish my homework
Ödevimi bitir-inceye kadar
Until you call. inf
Sen ara-yıncaya kadar
what is particular about -DAn beri
‘since
clausal compleement takes -DIK on the verb of its clausal complement.
It is different than the others, however, because it takes an extra possessive
marker after -DIK and before the case marker: Verb-DIK-possessive-DAnberi. The possessive
marker agrees with the subject of the clause.
Noun + -DAn beri vs. Verb + -DIğIndAn beri
Since yesterday
Dünden beri
since İ called
Aradığımdan beri
since you inf called
Ara-dığ-ın-dan beri
since he called
Ara-dığ-ı-ndan beri
since we called
Aradığımızdan beri
since you form called
Aradığınızdan beri
since they called
Ara-dık-ları-ndan beri
‘It has been raining since yesterday.’
dünden beri yağmur yağıyor
‘It has been raining since you came to İstanbul inf
Sen İstanbul’a geldiğinden beri yağmur yağıyor
I go to the doctor because I’m sick
Hasta olduğum için doktora gidiyorum
I love him so much because he’s so sweet
Çok tatlı olduğu için onu çok seviyorum
We live in Ankara because my father works in Ankara.
Babam Ankara’da çalıştığı için Ankara’da oturuyoruz.
We didn’t wait for the children because they were coming late.
Geç gelecekleri için çocukları beklemedik
I’m so mad at you for lying. form
Yalan söylediğiniz için size çok kızıyorum
We turned the radio down because the guests were uncomfortable.
Misafirler rahatsız oldukları için radyonun sesini kıstık.
Traffic police stopped us for running a red light
Kırmızı ışıka geçtiğimiz için trafik polisi bizi durdurdu
I am learning Turkish because my boyfriend is Turkish
Erkek arkadaşım Türk olduğu için Türkçe öğreniyorum
My father coughs because he smokes too much
Babam çok sigara içtiği için öksürüyor
My parents are going to Bodrum tomorrow night, so we’ll be home alone tonight.
Annemler yarın akşam Bodrum’a gidecekleri için gece evde yalnız kalacağız
Unfortunately we will not see them as we will not be staying here on holiday
Biz maalesef tatilde burada kalmayacağımız için onları görmeyeceğiz
Sevda will move to Aydın because she will marry Mustafa next year.
Sevda gelecek yıl Mustafa ile evleneceği için Aydın’a taşınacak
I didn’t go to a fish restaurant with them because I don’t eat fish.
Ben balık yemediğim için onlarla balık lokantasına gitmedim
Yorgos doesn’t forget Greek because he goes to Cyprus every year
Yorgos her yıl Kıbrıs’a gittiği için Yunanca’yı unutmuyor
I resented Mrs Banu for not saying hello to me.
Banu Hanım bana selam vermediği için ona küstüm
Mr Selim watches this film without subtitles because he speaks Farsi
Selim Bey Farsça bildiği için bu filmi altyazısız izliyor
We speak Turkish with the waiters because I speak Turkish.
Biz Türkçe bildiğim için garsonlarla Türkçe konuşuyoruz
I still couldn’t finish my homework, so I can’t come to the match with you. form
Ben hala ödevlerimi bitiremediğim için sizinle maça gelemem
Where were you when I was looking for you? ınf
Ben seni aradığım zaman sen neredeydin?
We were all at the bus stop when the bus arrived.
Otobüs geldiği zaman hepimiz duraktaydık.
Osman will (seemingly) be a doctor when he grows up.
Osman büyüdüğü zaman doktor olacakmış
Please let us know when the guests have arrived form
Misafirler geldiği zaman bize haber verin lütfen
When I take my glasses off, I can’t see anything.
Gözlüğümü çıkardığım zaman hiçbirşey göremiyorum
When you were studying, we were having fun at the party. ınf
Sen ders çalıştığın zaman biz partide eğleniyorduk
we were having coffee when you called. inf
sen aradığın zaman biz kahve içiyorduk
Ayşe says she’s going to be a doctor when she grows up.
Ayşe büyüdüğün zaman doktor olacakmış
When we graduated, we had not been able to find a job immediately.
Biz mezun olduğumuz zaman hemen iş bulamamıştık
I’m sleepy even though I slept a lot today.
Ben bugün çok uyuduğum halde uykum var.
My mother didn’t like French films, but she came to the cinema with us.
Annem Fransız filmlerini sevmediği halde bizimle sinemaya geldi.
You’re on a diet and you’re eating baklava? inf
Sen rejimde olduğun halde baklava mı yiyorsun?
The boss called us to work on Saturday even though we said ‘we don’t work on weekends’
Biz ‘haftasonu çalışmayız’ dediğimiz halde patron bizi Cumartesi günü işe çağırdı
You know Topkapı Palace even though you have never gone to Istanbul. form
Siz İstanbul’a hiç gitmediğiniz halde Topkapı Sarayı’nı biliyorsunuz.
They know the way, but they (seem to be) lost.
Onlar yolu bildikleri halde kaybolmuşlar
I will work until I finish this article
Bu makaleyi bitirinceye kadar çalışacağım
The house was quiet until the children woke up.
Çocuklar uyanıncaya kadar ev sessizdi.
I searched until I found him.
Onu buluncaya kadar aradım
He drank until he was drunk
Sarhoş oluncaya kadar içti
I will stay in Istanbul until I learn Turkish
Türkçe öğreninceye kadar İstanbul’da kalacağım
They will diet until they lose ten kilos
On Kilo verinceye kadar rejim yapacaklar
I have to wait for Ahmet until he arrives.
Ahmet gelinceye kadar onu beklemek zorundayım.
We can (probably) talk till our coffees arrıve
Kahvelerimiz gelinceye kadar konuşabiliriz
The radio will work until the battery runs out
Radyo pili bitinceye kadar çalışacak
Children could not go outside until they finished their homework
Çocuklar ödevlerini bitirinceye kadar dışarıya çıkamadılar
Where will you live after you marry? inf
Sen evlendikten sonra nerede oturacaksın?
I knew very little about New York before I moved to New York.
Ben New York’a taşınmadan önce New York hakkında çok az şey biliyordum
Before my brother was born, we were two brothers.
Kardeşim doğmadan önce biz iki kardeştik
I have to clean the house before Dad comes.
Babam gelmeden önce evi temizlemek lazım.
The hotel manager (ıt seems) had our rooms prepared before we arrived.
Otel müdürü biz gelmeden önce odalarımızı hazırlatmış
After getting off the bus, walk about two hundred metres
Otobüsten indikten sonra iki yüz metre kadar yürüyün
It was colder before it snowed.
Kar yağmadan önce hava daha soğuktu.
Wash your hands before eating. form
Yemek yemeden önce ellerinizi yıkayın.
We’ll have a big party after the finals.
Finaller bittikten sonra büyük bir parti vereceğiz
You should think carefully before accepting this offer.
Bu teklifi kabul etmeden önce iyi düşünmek lazım
Mustafa wasn’t such a careful driver before he had the accident.
Mustafa kaza yapmadan önce bu kadar dikkatli bir şoför değildi.
Tarkan moved to New York after becoming a famous singer.
Tarkan ünlü bir şarkıcı olduktan sonra New York’a taşındı.
This (seems to be) the wrong bus! We realised that after we got on the bus.
Bu yanlış otobüsmüş! Biz otobüse bindikten sonra fark ettik.
Before he drinks his coffee in the morning, my father is very annoyed
Babam sabahları kahvesini içmeden önce çok sinirli oluyor.
I finished all my work before the kids woke up.
Çocuklar uyanmadan önce bütün işlerimi bitirdim
Mr Selami changed a lot after he got rich
Selami Bey zengin olduktan sonra çok değişti
I was sound asleep before my watch rang.
Saatim çalmadan önce mışıl mışıl uyuyordum.
I jumped out of bed after my watch rang.
Saatim çaldıktan sonra yataktan fırladım.
Every morning after I have my bath, I eat breakfast
Her sabah banyo yaptıktan sonra kahvaltı yapıyorum.
Fasten your seat belts after you take your seats.
Yerlerinize oturduktan sonra kemerlerinizi bağlayın
I haven’t had a bagel since I came to New York.
Ben New York’a geldiğimden beri simit yemiyorum
I’ve been taking the bus to work since I sold my car.
Ben arabamı sattığımdan beri işe otobüsle gidiyorum.
I haven’t seen her since my mum moved to Ankara.
Annem Ankara’ya taşındığından beri onu görmüyorum.
Have you been working in this business since you graduated from university? inf
Sen üniversiteden mezun olduğundan beri bu işte mi çalışıyorsun?
Orhan hasn’t been able to drive since he had the accident.
Orhan kaza yaptığından beri araba kullanamıyor.
since watching that horror film, we haven’t been able to sleep at night
Biz o korku filmini izlediğimizden beri geceleri uyuyamıyoruz.
They’ve been coming here more often since they met us.
Onlar bizimle tanıştığından beri buraya daha sık geliyorlar
You seem happier since you started working here. form
Siz burada çalışmaya başladığınızdan beri daha mutlu görünüyorsunuz.
I get so angry when you lie. inf
Yalan söylediğin zaman sana çok kızıyorum.
We waited for him until he finished his exam.
Sınavını bitirinceye kadar onu bekledik.
We haven’t called him since he moved to Ankara.
Ankara’ya taşındığından beri onu aramadık
Can you let us know before you move in? form
Taşınmadan önce bize haber verir misiniz?
I was sunbathing on the beach while they were eating.
Yemek yedikleri sırada ben plajda güneşleniyordum.
I will not go on holiday until I finish my project.
Projemi bitirinceye kadar tatile çıkmayacağım.
I don’t see my son since he went to the army.
Askere gittiğinden ben oğlumu görmüyorum.
I listened to music till I got here.
Gelinceye kadar müzik dinledim.
I get very excited when I make a presentation.
Sunuş yapacağım zaman çok heyecanlanırım.
I will look for a job in Istanbul after graduation
Mezun olduktan sonra İstanbul’da iş arayacağım
(do) let us know when you’re going to the cinema.
form
Sinemaya gideceğiniz zaman mutlaka bize haber verin.
When he’s going to Izmir, he’ll let us know and we’ll go together.
İzmir’e gideceği zaman bize de haber verecek, beraber gideceğiz.
My dog hasn’t come home since I forgot to feed him.
Yemek vermeyi unuttuğumdan beri köpeğim eve dönmedi
It is very noisy when children play in the garden
Çocuklar bahçede oynadığı zaman çok gürültü oluyor
Ahmet will (apparently) join the army after graduating from university.
Ahmet üniversiteden mezun olduktan sonra askere gidecekmiş
My father can’t work since he broke his arm.
Babam kolunu kırdığından beri çalışamıyor
Unfortunately, we (probably) can’t go on holiday until we finish this project.
Maalesef biz bu projeyi bitirinceye kadar tatile gidemeyiz
Maybe we sleep a little until you come. form
Belki biz siz gelinceye kadar biraz uyuruz
I didn’t like her much before I met Alev.
Ben Alev’le tanışmadan önce ondan pek hoşanmıyordum
I guessed Mehmet would call before my mobile phone rang.
Cep telefonum çalmadan önce Mehmet’in arayacağını tahmin ettim
After he sent me that message, he (apparently) sent a message to Selim
Bana o mesajı gönderdikten sonra Selim’e de mesaj göndermiş
Ali came to Istanbul but (seemingly) didn’t visit us.
Ali İstanbul’a geldiği halde bize uğramamış
They don’t want to play backgammon with you because you always win. inf
Sen hep yendiğin için seninle tavla oynamak istemiyorlar
I’m gaining weight even though I don’t eat at all.
Hiç yemek yemediğim halde kilo alıyorum.
I have to finish all the work today because I’m going on holiday tomorrow.
Yarın tatile çıktığım için bugün bütün işleri bitirmem gerekiyor
I’m not comıng to the cinema with you (form) because I’ve seen that film before.
Ben o filmi daha önce seyrettiğim için sizinle sinemaya gelmiyorum.
They did as I suggested (seemingly).
Benim tavsiye ettiğim gibi yapmışlar.
They (seemingly) went to Marmaris even though I told them ‘don’t go’ form
Ben ‘gitmeyin’ dediğim halde Marmaris’e gitmişler.
I’ll call you when I come to Istanbul.
Ben İstanbul’a geldiğim zaman seni arayacağım.
They (seemingly) left Istanbul before I came to Istanbul.
Ben İstanbul’a gelmeden önce onlar İstanbul’dan ayrılmışlar.
Ahmet got the highest grade in the exam even though he had not studied at all.
Ahmet hiç çalışmadığı halde sınavdan en yüksek notu aldı.
After I came to Istanbul, they left Istanbul.
Ben İstanbul’a geldikten sonra onlar İstanbul’dan ayrıldılar.
because I know ıtalıan ıtalıans speak wıth me
Ben İtalyanca bildiğim için benimle ˙
İtalyanca konuşuyorlar
I don’t understand the Gypsy Kings’ songs even though I speak Spanish.
Ben İspanyolca bildiğim halde Gypsy Kings’in şarkılarını anlamıyorum.
Even though I speak Turkish, he (apparentlz said he knew it in the job interview
Türkçe bildiğim halde iş görüşmesinde biliyorum demiş
Istanbul was colder before ıt snowed. It was warmer after ıt snowed.
İstanbul kar yağmadan önce daha soğuktu. Kar yağdıktan sonra hava ısındı.