Essential Words "D" Flashcards
daunt (v)- daunting (adj)
to discourage, intimidate, dishearten. gözünü korkutmak, yıldırmak.
dearth (n)
scarcity, kıtlık, yokluk.
debauchery (n)
corruption, sefahat, ahlaksızlık, alemcilik.
decorum (n)* - decorous (adj)
proper behavior, adaba uygun, edep. conduct themselves with decorum, conducted with decorum.
defame (v)
to malign (hakkında kötü sözler söylemek); harm someone’s reputation. karalamak.
default (v)
to fail to act, yükümlülüğünü yerine getirememek.
deference (n)*
respect, regard for another’s wish, itaat, hürmet, saygı.
defunct (adj)
no longer existing, ölü-geçersiz, feshedilmiş.
delineate (v)*
to represent or depict. tasvir etmek, anlatmak, betimlemek.
demotic (adj) *
pertaining to people, halkın, halka ait.
demur (v)*
to express doubt, tereddüt etmek, karşı çıkmak.
denigrate (v)*
to slur someone’s reputation. kötülemek, karalamak.
-denigrated: aşağılanmak.
denizen (n)
an inhabitant; a regular visitor. bir yerin yerlisi, sakini, vatandaş.
denouement (n)*
outcome, unraveling of the plot of a play or work of literature. akıbet, sonuç, netice.
deride (v)
to mock. alay etmek
derivative (n)*
something derived, unoriginal. türev yan ürün.
derivative (adj) - türetilmiş
derived (v)- obtained from another source
desiccate (v)*
to dry completely.
desuetude (n)
state of disuse. yürülükten kalkma, kullanmama.
desultory (adj)*
random, disconnected, rambling. gelişigüzel, düzensiz, amaçsız.
detraction (n)
the act of taking away, derogatory comment on a person’s character. eksiltme, uzaklaştırma, kötüleme.
diaphanous (adj)
transparent, fine-textured; insubstantial; vague. şeffaf. esassız-temelsiz-hayali.
diatribe (n)*
bitter verbal attack. münakaşa, sert eleştiri, tartışma.
dichotomy (n)*
division into two usually contradictory groups.
difffidence (n)*
shyness, lack of confidence. kendine güvenmezlik, çekingenlik, utangaçlık.
diffuse (v)*
to spread out. yaymak, yayılmak,
digression (n)
act of strating from the main point. konu dışı söz, konudan ayrılma.
dirge (n)
ağıt, mersiye.
disabuse (v)*
to free from a misconception. gözünü açmak, görmesini sağlamak.
discerning (adj)
perceptive, exhibiting keen insight, sezen.
discomfit (v)
to make uneasy, disconcert, bozmak, huzurunu kaçırmak
discordant (adj)*
not in tune. ahenksiz, uyumsuz, uyuşmayan.
discrepancy (n)*
difference between. farklılık, uyuşmazlık. çelişki.
discrete (adj)*
constituting a separate thing; distinct
discretion (n)
quality of showing self-restraint in speech or actions; circumspection (tedbir); freedom to act on one’s own. ketumiyet, ağzı sıkılık, takdir yetkisi.
disingenuous (adj)*
not candid; crafty. samimi olmayan, iki yüzlü, kurnaz.
disinterested (adj)*
önyargısız, tarafsız.
disjointed (adj)
lacking order or coherence; dislocated. kopuk, ayrılmış, bağlantısız.
dismiss (v)*
put away from consideration, reject
disparage (v)*
to belittle. kötülemek, küçümsemek.
disparate (adj)*
dissimilar, bambaşka şeyler, benzemeyen şeyler.
dissemble (v)*
to pretend; disguise one’s motives. gerçeği gizlemek, duygularını gizlemek.
disseminate (v)*
to spread, scatter, disperse. saçmak, yaymak.
dissident (n)
person who disagrees about beliefs. karşıt görüşlü kimse.
dissolution(n)*
disintegration. ölüm, çözünmek. sona erme.
dissonance (n)*
discord, lack of harmony. uyumsuzluk, ahenksizlik.
distend(v)
to expand, swell out. yaymak, şişirmek. people in an advanced stage of starvation often have distended bellies.
distill (v)
extract the essential elements. damıtmak, özütmek, ayrıştırmak.
In his book he managed to distill the essence of leading thinkers.
distrait (adj)
inattentive; preoccupied. dalgın.
divest (v)
to strip, deprive, rid. mahrum etmek, yoksun bırakmak. , kurtulmak.
divulge (v)
to make known something that is secret. ifşa etmek, deşifre etmek, açıklamak.
doctrinaire (adj)
relating to a person who cannot compromise about points of a theory or doctrine; dogmatic.
document (v)
to provide with written evidence for support
doggerel (n)
poor verse. edebi değeri olmayan.
dogmatic(adj)*
stating opinions without proof.
dormant (adj)
inactive. faal olmayan, aktif olmayan.
dross(n)
waste, worthless matter, trivial matter. posa, artık.
dupe (v)
to deceive, trick. aldatmak, dolandırılmak.