Book 4-2 Flashcards
얻다
얻어 먹다 / 입다 / 쓰다
허락 / 신뢰 / 기쁨 얻다
= 구하다 Her zaman bu anlamda değil
Elde etmek, almak, bulmak
꽤 = 제법 = 비교적
Oldukça, yetecek kadar, hayli, epey
신뢰하다 = 믿다 = 신뢰가 가다
↔
을/를 불신하다
Sığınmak, güvenmek
↔
Şüphe etmek, kuşkulanmak
잘못하면
Yanlışlık yapmak, aldanmak, yanılmak
분석
N을/를 분석하다
N으로/ 로 분석 되다
Analiz, çözümleme
수집
N을/를 수집하다 =모이다
To collect
Toplama, derleme
정리
N을/를 정리하다
정리가 잘 되다
Düzeltme
조사
N을/를 조사하다
N이/가 조사되다
Anket, etüt, araştırma
종합 - 종합하다
Sentez, toplamak, birleştirmek
보고서
보고서를 작성하다
Rapor, bülten
외부기관
Harici ajans
선별하다
Elemek, seçmek
쏟아지다
N을/를 쏟아지다
Dökmek, akmak
헤매다
Dolaşmak, gezmek
부어오르다
Şişmek
깨닫다
Vâkıf olmak, bilmek, öğrenmek
효능
Yarar, fayda, bir şeyden elde edilen iyi sonuç
부작용
Yan etki
증상
Semptom, belirti
어지럼증
Baş dönmesi
무리
무리가 오다
무리가 되다
Kitle, insan topluluğu
일단
First, İlk, bir defa, bir evre, şimdilik
다큐멘터리
Belgesel
유익하다
N에/에게 도움이 되거나 좋다 - N에/에게 유익하다
↔
무익하다
Yararlı, faydalı
↔
Yararsız, faydasız
일석이조 = 꿩 먹고 알 먹고
Bir taşla iki kuş vurmak
편성표
Tv guide, program, eşleştirme
연예오락
Sinema ve eğlence
시사교양
교양
Güncel olaylar Kültür
Kültür, edep, ertem
찾아라 그곳
Orada bul, find the place
기획의도
Planlama niyeti
등장인물
Karakter
제작진
N진: 어떤 일을 하는 사람들의 집단 - 교수진, 의료진, 강사진
Yapım ekibi, film ekibi
시청자소감
İzleyicinin izlenimi
네티즌 = 누리꾼
Netizen
백과사전
Ansiklopedi
선호하다
Beğenmek, istekle karşılamak, istemek
소감
Duygu, düşünce
혹은
Veya, veyahut
치우다
Kaldırmak, düzenlemek, bitirmek, toplamak, temizlemek
이것 없이 살아보기
Living without this
연말연시
연말
연시
Yıl sonu ve Yeni yıl
Yıl sonu
Yeni yıl
그립다
N이/가 그립다
N을/를 그리워하다
그리움 (N)
Özlemek
영상채팅 = 화상채팅 = 페이스 타임 = 페이스톡
Görüntülü sohbet
마주보다
N와/과 마주보다
마주 앉다
마주 오다
Yüz yüze bakmak
Yüzyüze oturmak
Yüzyüze bakarak karşılıklı yürümek
고생 끝에 낙이 온다 = 고진감래
Emeksiz yemek olmaz
Sıkıntının sonunda zahmet gelir
Nisan yağmurları Mayıs çiçeklerini getirir
덕을 보다
부모 덕, 자식 덕, 남편 덕, 부인 덕을 보다
Hayatını (birine) borçlu olmak
검색
검색창
검색창에 “ㅌ” 쳐 보세요
치다
Sorgulamak, aramak
Arama butonu
접속
접속을 하다
접속이 되다 ↔ 안 되다
접속 가능 ↔ 불가능
와이파이가 없어서 인터넷에 접속이 안 된다
Bağlantı, irtibat
게시판
인터넷 게시판에 글을 올리다
Duyuru panosu
사이트
İnternet sitesi
블로그
Blog
인터넷뱅킹
İnternet banking, e-banking
주고받다
Yazışmak, senetleşmek
불우하다
Yardıma muhtaç olmak, endişesiz, dertsiz tasasız
하늘을 날다
Fly in the air (sky), havaya uçmak
영화 속의 주인공이 되다
Bir filmde ana karakter gibi hissetmek
한 폭의 동양화를 보다
Manzara o kadar güzel ki karşısında kendimi bir portreye bakıyor gibi hissediyorum
새가 날아오르다
Kuş gibi uçmak
Kuş gibi sekmek
오래 전부터 알고 지내오다
Birilerini uzun zamandır tanıyor hissinin olması (bu kişi ile yeni tanıştığımızda)
가는 말이 고와야 오는 말이 곱다
Nice words for nice words
Tatlı söz söyle tatlı söz duy
가는 날이 장날이다
That’s bad timing
Kötü zamanlama
Bir iş yapıldığında aksi olma durumu
웟물이 맑아야 아랫물이 맑다
Balık baştan kokar
Yavru kuş yuvada gördüğünü yapar
발 없는 말이 천리 간다
Bad news travels fast
Kötü haber tez yayılır
며칠 굶다
Açlıktan ölmek
Starve for days
친자실을 대하다
Öz evladın yerine koymak
무언가에 쫓기다
Birileri tarafından kovalanmak
Arkasından atlı koşturmak
꼬리가 길면 밟힌다
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Misbehavior eventually catches up with one
An evil deed be discovered
소 잃고 외양간 고친다
İş işten geçtikten sonra önlem almak
Mend the barn after the horse is stolen
아닌 뗀 굴뚝에 연기 날까
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz
금강산도 식후경
Aç ayı oynamaz
세 살 (적) 버릇 여든까지 간다
İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur
그림의 떡
Boş umut, olmayacak dua
이열치열
Isıyı ısıyla yenmek (sıcak yaz günlerinde sıcak yemek yemek)
이심전심
Telepati, sözsüz anlaşma
부전자전
Armut dibine düşer
Babasının oğlu
Ağaça çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
대기만성
Geç olgunlaşan,
Büyümüş de küçülmüş,
Zaman başarıyı getirir
유비무환
Tedbir tedaviden iyidir
Başını derde sokup kurtulmak için uğraşacağına başını derde sokmamasını bil
다다익선
Fazla mal göz çıkarmaz
훔치다
N을/를 훔치다
Çalmak, çırpmak
종업원
Garson
구속
Gözaltı, tutukluluk
허탈하다
허탈감
Keyifsiz olmak, yıkılmak
Umutsuzluk, dalgınlık
대책
대책을 새우다
Önlem, tedbir
Önlem almak
계기
Şans, fırsat, sebep
대비
Hazırlık
서방 훈련
Batı eğitimi
소문
Dedikodu, söylenti
드러나다
Meydana gelmek
일과
일과가 끝나다
일과를 정하다
일과를 짜다 = 계획을 세우다
Günlük programı
빠뜨리다
물에 빠뜨리다, 바다에 빠뜨리다, 수영장에 빠뜨리다
반지를 빠뜨리다, 시계를 빠뜨리다, 열쇠를 빠뜨리다
빠뜨리다 나오다, 서류를 빠뜨리다, 이름이 빠뜨리다
↔
건지다
Suya düşürmek, düşürmek, unutmak, hızla batırmak, faka bastırmak, tuzağa düşürmek
↔
Kurtarmak, sudan çıkarmak
삼식
1) Sağduyu, ortak akıl, common sense
2)Üç öğün
일어나다
어떤 일이 생기다 = 나다
Uykudan kalkmak, iyileşmek, kalkmak, meydana gelmek
란 (난)
Gazetede reklamın, resmin yerleri
만평
만평을 그리다
만평을 싣다
Hiciv, karikatür
사설
(Gazete) Baş editör yazısı
칼럼
Köşe yazısı
독자 투고
투고하다
Okuyucu gönderimi
Bildirmek, göndermek (dergiye ya da gazeteye görüş yazısı gönderme)
머리기사
Başyazı
인사동정
Birinin selamına sempati duymak, mesela prof ın nerede ne okumuş, hangi makaleleri yazmış gibi yaptığı şeyler
보도기능
Basın işlevi
지도기능
Lider, takip etme
오락기능
Eğlence işlevi
광고기능
Reklam işlevi
사회면
Toplumsal makale yazısı
훑다
Göz gezdirmek
딱딱하다
Hoşgörüsü olmayan, bağışlaması olmayan
원고
Baskıya verilmek üzere hazırlanmış makale, kitap gibi gibi yazının aslı
비평하다
Eleştirmek
굶다
Aç kalmak
객관적
Objektif, nesnel
올바리다
Doğru, dürüst
비중
Yoğunluk, özgül ağırlık
기레기: 기사+ 쓰레기
Gazeteci ve çöp birleşimi olan kelime
중계방송 (하다)
Naklen yayın
결승전
준결승
16 강, 8 강
Son maç, son karşılaşma
Yarı final
16 takım, 8 takım
응원하다
응원단 = 서포터즈
Destek vermek, tezahürat yapmak
Destek verme
부상
부상을 입다 = 당하다
부상자
Yaralanma, yara alma
Yaralı, yaralanmış kimse
출전하다
~에 출전하다
Yarışa katılmak
복
복을 타고나다
복을 빌다
복을 주가 / 받다
복을 오다
N 복
웃으면 복이 와요
Uğur, mutluluk
Kutsanmak, be born under a lucky star
İyi şans dilemek, pray to God for good luck
운
운이 좋다/ 나쁘다
운이 없다
운이 다하다
운이 끼르다
길흉화복
Şans, kader, alın yazısı
Alın yazısı ya da şansın bitmesi, şansını tüketmek
Uğurlu servet
불행
불행하다
불행이 찾아오다/ 닥치다
불행 중 다행이다
Uğursuz, afet
운수
운수가 좋다 / 나쁘다
운수가 대통하다 / 불길하다
Talih
İyi şanslar / Kötü şans
재수
재수가 좋다/ 나쁘다
재수가 있다 / 없다
Şans, uğur, terbiyesiz Genellikle para ile ilgili şans ya da uğur
행운
행운을 빌다
행운이 오다
İyi şans
운명
운명을 타고나다
운명을 맡기다
Kısmet, alın yazısı, kader
Kaderle doğmak
Kaderi bırakmak
복주머니
Şans cüzdanı
복조리
Lucky charm
네잎 클로비
Dört yapraklı yonca
미신
Hurafe
인류
İnsanoğlu, insan
논리
Mantık, doğru düşünme sanatı ve bilimi
실패하다
Başarısızlığa uğramak, başaramamak, kaybetmek
비과학적
과학적↔ 비과학적
Bilim dışı, bilimsel olmayan
뒤떨어지다
↔
앞서가다
Geri kalmak, köhneleşmek (teknolojide, düşüncede, kıyafette)
↔
Önderlik etmek, önden gitmek
과학적
과학적↔ 비과학적
Bilimsel
근거
↔ bul
Veri, ana unsur
신경 쓰다
Hakkında endişelenmek
신
신 앞에 맹세하다
맹세하다
Allah
Yemin etmek
귀신
처녀귀신
총각귀신
귀신같이 잘 안다
귀신처럼 알아맞하다
귀신이 곡할 일이다
귀신한테 홀리다
Hayalet
Evlenmemiş kadın hayaleti
Bekar hayalet
Hayalet gibi bilmek
Hayalet gibi tahmin et
Bu hayaletlerin söyleceği bir şey
Hayalet tarafından ele geçirilmek
악마
악마의 유혹
Şeytan
Şeytanın cazibesi
천사
Melek
마녀
마녀 사냥
마녀를 몰다
Cadı
Cadı avı
Cadı sürmek
금기
Haram, yasak
도깨비
도깨비한테 홀리다
Goblin
Goblin tarafından ele geçirilmek
민간신앙
Genel inanç, halk inancı
국화
Kasımpatı
짝수
홀수
Even number, çift sayı
Odd number, tek sayı
사주
Burç
점치다
Öngörmek, tahmin etmek
더러 = 한테 = 에게
N 더러 + 는/은/ㄴ 다고, 라고 하다 (간접인용)
Bana, ona,…….
재물
재물을 모으다
재물을 잃다
Mal, mülk, emlak
Servetini yükseltmek
Servetini kaybetmek
사업
사업을 하다
사업이 잘 되다
사업이 망하다
사업에 실패하다
사업가
İş, meslek
İş yapmak
İşler iyi gidiyor
İş iflas ediyor
İş hayatında başarısız olmak
İş adamı, iş insanı
설마
걱정스럽게 질문할 때, 믿기 어려울 때, 믿고 싶지 않을 때 쓴다
Acaba
아무러면
아무러면 + 겠니? / 을/ㄹ까?
Bir şekilde, no matter what it is
아무튼 = 어쨌든 = 하여튼
Yine de, ne olursa olsun, anyway
평생
Hayat boyu, ömür
사망
사망하다
죽음
죽다
숨지다
별세하다
Ölüm
Ölmek, vefat etmek
Ölüm, vefat
Ölmek, can vermek
Ölmek, nefesi kesilerek ölmek
Vefat etmek, ölmek
성공
성공 ↔ 실패
Başarı
Başarı ↔ Başarısızlık
승진
Terfi, yükselmek
임신
임신하다
아이를 가지다
Gebelik, hamile
Hamile olmak
Çocuk sahibi olmak
진학
Okulda sınıf atlama, okula girmek
출산
출산하다
아이를 낳다
Doğurma
Doğum yapmak, doğurmak
Doğurmak
출생
출생하다
태어카다
Doğum
Doğmak, dünyaya gelmek
Doğmak, dünyaya gelmek
취업
İşe girme, yeni işe başlama
점
점을 보다
점쟁이
점을 치다
1)Fal 2) Ben, benek 3) Sayı farkı
Fal bakmak
Falcı, kahin
Fal bakma
알아맞하다 (알다+ 맞히다)
Doğru tahmin etmek
인면
Yüz, human face
이민
귀화 ( 국제를 바꾸다)
Göçmenlik
Uyruğunu değiştirme
성장하다
Büyümek, gelişmek
넉넉하다
Yetmek, yeterli olmak, parası be malı çok olan
궁합 (을 보다)
Evlilik uyumu
찝찝하다
Rahatsız, garip his
유아기
유년기
Bebeklik
Çocukluk, çocukluk çağı
청소년기
청년기
장년기
중년기
노년기
Gençlik
Gençlik, delikanlılık
Yetişkinlik
Orta yaş
İhtiyarlık çağı
비관하다
비관적이다 ↔ 낙관적이다
Kötümsemek
Kötümser ↔ İyimser
떨리다
N이/가 떨리다 = 긴장되다 = 심장이 두근거리다
Korkudan titremek, kıpırdanmak, soğuktan titremek
상관
상관이 없다
상관을 하다
내 일에 상관하지 마 = 신경 쓰지 마
Bağlantı, ilişki
İlişkisi olmayan, ilişkisiz, alakasız
Uğraşmak
길몽
길몽 ↔ 흉몽
Hayırlı rüya
한턱내다 = 쏘다
Ismarlamak
선잠
선잠을 자다
선잠이 들다
잠이 들다
Tavşan uykusu, kısa hafif uyku, şekerleme
Kestirmek (uyku)
Uyuyakalmak
Uyuyakalmak
숙면
Çok derin ve kesintisiz uyuma
악몽
Kabus
태몽 = 꿈풀이
Çocuk sahibi olacağına dair görülen rüya
해몽
해몽하다
Rüya tabiri, rüya yorumu
Rüya yorumlamak
흉몽
길몽 ↔ 흉몽
Kötü rüya, hayırsız rüya
꿈이 꾸다
1) 잘 때
2) 히망
꿈이 꾸다
Rüya görmek
Hayalin olması
따다
Koparmak, daldan koparmak
용
Ejderha
의식
↔
무의식
Bilinç, şuur
↔
Bilinçsiz, şuursuzluk
꼭대기
Tepe, zirve
오줌을 누다
İşemek
창피하다 = 부끄럽다
Utanç verici, ayıp, yüzkarası
비단치마
İpek etek
펴다 (N을/ 를 펴다)
치마를 펴다
Yaymak, döşemek, açmak
Eteği yaymak
담다
N을/를 담다
Kapsamak, içine koymak, dahil etmek
쑥스럽다
쑥스러워하다
쑥스러워 올다
쑥스러운 얼굴
Utanmak (iyi bir şekilde)
흔하다
↔
귀하다 = 적다
Yaygın
↔
Nadir
단돈
단돈 N원 단돈 백 원
Sadece para
자녀
Çocuklar, oğul ve kız (başkalarının çocukları)
형편
형편이 어렵다
형편이 좋아지다
집안 형편
넉넉한 형편
Durum, geçim
Geçim zor
Geçim iyileşiyor
Aile koşulları
Varlıklı
대신
대신하다
Yerine
고가 [고까] = 비싼 값
고가 [고까] = 비싼 값 ↔ 저가 [저까] = 싼 값
Yüksek fiyat, pahalılık
소비
소비하다
소비가 늘다 / 줄다
소비가 증가하다
소비가 감소하다
소비자
Harcama, tüketme
Harcamak, tüketmek
Harcama artar / azalır
Tüketim artar
Tüketim düştü
Tüketici
수입
수입 ↔ 지출
1) 수입이 늘다
수입이 많다
수입이 적자
수입이 줄다
수입이 저축하다
2) 수입하다 ↔ 수출하다
1)Gelir, income
2)İthal, bir ülkeye başka ülkeden mal getirme veya satın alma
1) Gelirin yükselmesi
Çok geliri var
Gelir açığı
Gelirde azalma
Gelirini kurtarmak
저가 [저까]= 싼 값
고가 [고까] = 비싼 값 ↔ 저가 [저까] = 싼 값
Düşük fiyat
저축
저축이 감소하다
저축을 늘리다
Bankaya para yatırma, para biriktirme
Para biriktirme azaltmak
Para biriktirme artırmak
절약
절약(이) 되다
절약(을) 하다
Ekonomi, tasarruf
Tasarruf yapmak
Tasarruf yapmak
지출
수입 ↔ 지출
Masraf, gider, harcama
과소비
과소비를 줄이다
과소비를 하다
과소비하다
Aşırı harcama
Fazla harcamayı azaltmak
Çok harcamak
Çok harcamak
부유층
Wealthy class, zenginlik
소시민
Küçük burjuvazi
알뜰하다
Tutumlu, idareli
천 가방
가죽 가방
Bez çanta
Deri çanta
눈이 높다
↔
눈이 낮다
Gözü yükseklerde
↔
Düşük standart, düşük beklenti
개선하다
Düzeltmek, yenilik yapmak, iyi duruma getirmek
시급하다
Acil
손실
Zarar, ziyan
수익
Gelir, hasılat
펑펑
돈을 펑펑 쓴다
돈을 물 쓰듯 한다
밑 빠진 독에 물 붓기이다
Çok fazla
Düşünmeden para harcamak
Su gibi para harcamak
Dipsiz kile, boş ambar
합리적
Makul, akla uygun
사회 초년생
Yeni gelen, iş hayatına yeni başlayan
첫발을 디디다
İlk adımı at
일정하다
Sabit, belli, biçimlenmek, tespit edilmiş
가계부
Aile bütçe defteri
살펴부다
Dikkatle bakmak veya araştırmak, ilgi ile bakmak, gözetlemek
잔돈
Paraüstü, bozuk para
굴러다니다
Yuvarlanmak
제법
Oldukça, yetecek kadar
대여
대여하다
Kiralama, ödünç verme
자금
Finansman, sermaye, fon
마련하다 = 세우다
Hazırlamak, düzenlemek
주식
Hisse senedi, stock
위험 부담
위험 부담이 많다 / 크다
위험 부담을 감수하다 / 무릅쓰다
Risk alma
단기간
↔
장기간
Kısa süre
↔
Uzun süre
이익
이익을 보다, 내다
↔
손해 보다 / 입다
Faiz, kazanç
식비 외식비
Yiyecek masrafı
교통비
Yol ücreti
문화 레저비
Kültürel ve boş zaman harcamaları
육아 교육비
Çocuk bakımı eğitim giderleri
경조사비
추의금
조의금
Tebrik ve taziye parası
Evlenince verilen para
aziye parası
세금 공과금
Vergiler ve harçlar
저축 보험
Tasarruf sigortası
건강 의료비
Sağlık harcamaları
들리다 (들러요, 들렀어요)
Duyulmak, işitilmek, uğramak
노후자금
Finansman, sermaye
보장성 보험
Koruma sigortası
빨아먹다
Sömürmek
비석
Mezar taşı
족제비
Sansar, gelincik
밭
논밭
Bostan, bahçe
Ekilebilir arazi, tarım alanı
물장수
Su satıcısı, sucu
주막
주모
Meyhana, han
Meyhane de çalışan kadın
이튼날
Ertesi gün, ikinci gün
재테크
Yatırım
땅
Kara, yer, toprak
구석진
Ücra, gözden uzak, kuytu
경매
Müzayede, açık artırma
신용카드
Kredi kartı
결제
Ödeme
최근
최근의 일
최근 모습
Son zamanlarda
무절제하다
절제하다
절제하다 ↔ 무절제하다
무절제한 소비
무절제한 생활
Ölçüsüz, sınırsız
Ölçülü, sınırlı
Ölçüsüz tüketim
Ölçüsüz bir hayat
한도
한도를 조과학 = 한도를 벗어나다 = 한도를 넘다
한도를 정하다
Limit, sınır
Limitin üzerinde, limitin dışında
Sınır koymak
금액
남입 금액 / 대출 금액 / 소비 금액 / 지출 김액 / 피해 금액
금액이 작다 / 금액이 크다
금액을 지불하다
Para miktarı
Tutarı öde
교훈
교훈을 얻다
교훈을 주다
İbret, ders (bir olayın arkasından ders almak)
면제
면제하다
면제되다
N+ 면제
면제를 받다
면제를 해 주다
Muafiyet, af
적립 =모으다
적립하다
적립되다
Birikim
할부
할부 ↔ 일시불
카드 할부
할부 기간
할부로 계산하다
Taksit
할인
할인 ↔ 할증
İndirim, iskonto
가맹점
할인 가맹점
카드 가맹점
İmtiyaz sahibi, bağlı bir mağaza, katılma, üye olma
무이자
무이자 ↔ 이자
Faizsiz
연회비
Yıllık ücret
일시불
일시불 결제
일시불로 계산하다
일시불로 내다
일시불로 받다
Peşin ödeme
포인트
Point
신용불량자
Olumsuz kredi
지불하다
Ödemek
던지다
Fırlatmak, atmak
기분 내다
Neşelenmek
예산
Bütçe, hesap
금리
Faiz oranı
갚다
Geri ödemek, ödemek
대형 할인점
Büyük market (E-mart, home plus gibi)
상세하다→ 아주 자세하다
상세하게 + V
상세히
Ayrıntılı
유용하다
Yararlı olmak, yarar sağlamak
나눠 지불하다
Ödemeyi bölmek
조르다
V 아/어/여 달라고 조르다
Boğmak, ısrarla istemek (rahatsız şekilde), alay etmek
웬만하다
웬만하면
Oldukça iyi, katlanabilir, sadece (yapabilirsen)
난리 = 전쟁 = 작은 소동
난리가 나다
Karmakarışıklık, kaos
타이르다
을/를 (조용히) 타이르다
타일렸다
İkna etmek, öğüt vermek, nasihat vermek
쇠귀에 경 읽기
Bir kulağından girip diğerinden çıkmak, duvara konuşmak
판단력
파단력이 악하다 / 없다
Yargı, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlama gücü
나무라다 = 을/를 꾸짖다 = 혼내다
Azarlamak
자극하다
자극을 받다
İsteklendirmek, birinde bir şey yapma istediği uyandırmak (kahve kokusunu koklayınca kahve içmeyi istemek)
기업
Girişim, şirket
제품
Ürün, imalat
광고주
Reklamcı
광고모델
Reklam modeli
공익광고
Kamu spotu
온라인광고
İnternet ilanı
광고대행사
Reklam ajansı
홍수
홍수가 나다
Sel, hareket halindeki büyük kalabalık
Sel basmak
헤프다
Tutumsuz, savurgan, gelişigüzel konuşan
도망간 노예
Kaçak köle
대중화되다
Popüler olmak
철이 지나다
철이 되다
철이 아르다
Sezon dışı, zamanı geçmek
창립
창립하다 / 창립되다
창립 기념일
창립 십 주년
창립 행
Kurucu
Kurmak
Kurtuluş yıl dönümü
Onuncu yıl dönümü
Kurucu sıra
비법
Sır
머리숱
머리숱이 많다 / 적다 / 줄다 / 풍성하다
풍성하다
Saç sıklığı
Sık, gür
쑥쑥하다
Büyümek
장손 = 맏손자
Ailenin en büyük oğlu
차례
Ölenlere düzenlenen yemek masalı anma
세배
세배를 드리다
세배를 받다
세배를 옥리다
세배를 하다
Büyüklere diz çökme şeklinde verilen yılbaşı selamı
떡국
Rice cake soup. 가래떡 kesilerek 떡국 yapılır
덕담
덕담 ↔ 악담
덕담을 듣다
덕담을 하다
새해 덕담
생일 덕담
İyi dilek
İyi dilek ↔ Kötü söz, lanet, beddua
친지
Ahbap, dost
관심사 = 관심거리
관심사가 다르다
İlgi, umut
설날
Yılbaşı
설빔
설빔을 입다
설빔을 마련하다
Kore yeni yılbaşında giyilen yeni kıyafetler
성묘
산소 = 무덤
조상
Ataların mezarlarını ziyaret etme ve saygı duruşunda bulunma
Mezar
Ata, dede, atalar
귀성객
귀성행렬
Memleket ziyareti
세뱃돈
Kore yılbaşı gününde büyüklerin küçüklere verdiği harçlık
만원이다
이/가 만원이다
Çok kalabalık, dolu
웃어른
Bizden büyük yetişkin
묻지마 폭행
Sebepsiz saldırı
뜻 = 의미
Anlam, mana
소중히 여기디
여기 + 오다 = 여겨오다
Değer vermek
소원 성취하다
Dileğin yerine getirilmesi
우습다
우스워지다
Gülünç, eğlence konusu olan, güldürücü
Gülünç duruma gelmek
너 나 할 것 없이
N은 + 나 나 할 것 없이
İstisnasız herkes, sensiz bensiz
Kimler olduğu yazmalı 가족들은, 학생들은 gibi
추석 = 한가위 = 중추절
Şükran günü
귀성 행렬
Eve dönüş alayı
붐비다
으로/로 가득 차서 복잡하다
Crowded, busy, işlek, çok işleyen, canlı, hareketli
열대지방
Tropikal kuşak
내내
N 내 내
Her zaman, baştan sona kadar
사위
Damat
입
Ağız
며느리
Gelin
접두사
접미사
Ön ek
Son ek
햇, 맨, 맏, 첫
햇 - 햇곡식
맨 - 맨발 - 맨입
맏 - 맏딸
첫 - 첫사랑
Ön eklerdir
Yılın ilk - Yılın ilk tahılı
Nothing, çıplak - Çıplak ayak - Ağızı kapalı, sır
First, ilk, ilk doğan - İlk kız çocuğu
İlk - İlk aşk
길쌈
Kumaş dokuma, kumaş yapma
강강술래
Geleneksel Kore dansı
소싸움
Boğa güreşi
거북 놀이
Kaplumbağa oyunu (eski geleneksel oyun)
토란
토란국
Yer elması
Taro çorbası
수확
Hasılat, ürün
전하는 말
Ağızdan ağıza
단오제
모내기
Dano festivali, 5 월 5일 yapılıyor. 모내기 bittiğinde yapılıyor
Çeltik fidesi dikme
세계 문화유산
Dünya kültürel mirası
지정되다
N 으로/로 지정되다
N으로/로 정해지다
Atanmak, atamak, tespit etmek
넘다
Aşmak
막상
막상 + V
Gerçekte, aslında
가면극
Maske tiyatro oyunu
흥미롭다 = 신나고 재미있다
İlginç, ilgilenmek
굿
Şeytan çıkarma
농악
Nongak, Traditional Korean music performed by farmers
가장행렬
Kostüm geçit töreni
불꽃놀이
Havai fişek oyunu
시가햏진
Sokak yürüyüşü
부채
단오선
Yelpaze
Özel yelpaze hediye edilirmiş
드나들다
Sık gidip gelmek
닳다
Aşınmak, yıpranmak, yenmek
창포
Hint kamışı
머리가 세다
Saçın çok olması
라마
Tibetlerde ve Moğollarda Budha rahibi
하지
↔
동지
Yaz gündönümü
↔
Kış gündönümü
단풍나무
Akçaağaç
충남 보령
Mud festivalinin olduğu yer
진흙
Çamur, mil
눈이 빠지도록 기다리다
귀가 닳도록 듣다
죽도록 사랑하다
배꼽이 빠지도록 웃다
입이 닳도록 말하다
눈이 퉁퉁 붓도록 울다
상다리가 부러지도록 상을 차리다
배가 터지도록 먹다
입에 침이 마르도록 칭찬하다
입이 찢어지도록 하품을 하다
손이 발이 되도록 빌다
코가 삐뚤어지도록 술을 마시다
문턱이 닳도록 드나들다
따로따로
따로따로 + V
말 따로 행동 따로
몸 따로 마음 따로
Ayrı ayrı, ayrıca
어버이날
Aile günü. 5월 8 일
기념일
N을/를 기념하다
Yıl dönümü
근로자
İşçi, çalışan
기념관
Anıt
기념식
Merasim, kutlama töreni
기념전
Hatıra sergisi, anma sergisi
기념품
Hatıra eşya
기념사진
Hatıra fotoğrafı
기념우표
Hatıra pulu
귀빈
Guest VIP
독립
İstiklal, bağımsızlık
화랑
Galeri
추모하다
Anmak (ölen birinin anması)
의욕
Niyet, istek, gaye
은혜
Lütuf, önem verilen
씩씩하다
Cesur, gözü pek, yürekli, yiğit
상업적
Reklam
활발하다
Canlı, hareketli, kıvrak
확산하다
Yayılmak, yaygın
자본주
Sermaye stoku
비판 없다
Eleştiri yok
발전시키다
Geliştirmek, iyileştirmek, yükseltmek
건전하다
Sağlıklı
발견하다
Keşfetmek, bulmak
버릇 = 습관 = 예의 (버릇이 없다)
버릇이 있다/ 생기다, 고치다
Alışkanlık, düşkünlük
쫓기다
Kovulmak, takip edilmek
충분히
Yeterince, kafi derecede
의식적
의식적으로
을/를 의식하다
의식적 ↔ 무의식
Bilinçli, kasti
회의
2) 회의가 들다
회의를 느끼다
회의감이 생기다/ 들다
1) Konfereans, toplantı
2) Kuşku, kararsızlık
과로사
Fazla çalışmaktan ölmek
만족감
↔
불만
Memnuniyet, doyum, yeter bulma, fazlasını istememe
↔
Hoşnutsuz, yakınma
우울증
Depresyon, melankoli, kara sevda
일벌레
공부벌레
책벌레
İşkolik
Derskolik
Kitapkolik
경쟁하다
Rekabet etmek, yarışmak, çekişmek
도전하다
…e meydan okumak
몰두하다
Meşgül olmak, teslim olmak, içine gömülmek
불안하다
Huzursuz, rahatsız, kaygılı
중독
일중독
Bağımlılık, düşkünlük
İşkolik, iş bağımlısı
겨루다
Yarışmak, cenkleşmek
온종일
Bütün gün
거리감
거리감이 생기다
거리감을 느끼다
Mesafeli olmak, samimiyetsizlik, içtensizlik
재충전
Recharge, şarj etmek
살림
살림이 살다
살림을 하다
Ev işleri, geçim
Geçinmek
Live in a house, dikkat et
보탬 = 더하는 일
보탬이 되다
보탬이 없다
Destek, yardım, dayanak
모집 = 모으다
Toplama, davet etme
부업
↔
본업
Ek iş, yan meslek
↔
Kişinin asıl işi, ana işi
본격적
↔
적극적
Kapsamlı
↔
Aktif
매달리다
N에 매달리다
Asılmak, tutup çekmek
보상
보상을 하다
보상을 받다
V은/ㄴ 보상으로
Ödül, mükafat, tazminat
물질만능주의 ↔ 정신적가치
물질 ↔ 정신
물질적 ↔ 정신적
만능
Materyalizm ↔ Manevi değerler
Madde ↔ Zihin, an
Maddesel ↔ Zihinsel, manevi
Evrensel, materyalizm
키우다
꽃을/ 나무를/ 강아지를/ 아이를 키우다
사업을/ 일을/ 문제를 키우다
Yetiştirmek, beslemek, büyümek
개인주의
Bireycilik
민족주의
Ulusçuluk, millyetçilik
민주주의
Demokrasi
이기주의
↔
이타주의
Bencilik, egoistlik
↔
Fedakarlık
인본주의 = 인간주의 = 휴머니즘
Hümanizm, insancılık
외모지상주의
Görünüş
사상
Düşünce, fikir, thought
산업화
도시화
Sanayileşme, endüstrileşme
Kentleşme
비난
Tenkit, sitem, suçlama
잘나다
Yakışıklı, şık, iyi
일으키다
Kaldırmak, doğrultmak, sebep olmak
부정부패
Yolsuzluk
까다롭다
↔
따지지 않다
Özen, seçici, huysuzlanmak
↔
Ölçüp biçmemek
볼대우다
을/를 (볼) 대우다
İstifleme, görünüm
결별하다
와/과 결별하다
Ayrılmak
집착하다
에/에게 집착하다
…e takılmak, tutulmak, saplantılı
왕따
Dışlanmak
놀리다
N 을/를 놀리다
N 한데서 놀림을 받다
Alaylı bir dille kusurlarını söylemek, gırgır geçmek
눈을 뜨다
Farkına varmak, gözlerini açmak
한
한을 풀리다
İçinde kalmak
Kızgınlığı gidermek
과감하다
Cesur, gözü pek
염증
위염, 식도염, 간염, 폐렴
İltihaplanma
굳이 [구지]
Strongly, ısrarla, inatla, kesin bir şekilde
지나치다
Aşmak, aşırı olmak, fazla uzağa gitmek
영양제
Gıda takviyesi, tonik
보약
보약을 짓다
보약을 지어 먹다
Bitkisel ilaç, tamamlayıcı tıp
비만
복부비만
내장비만
소아비만
청소년 비만
Şişmanlık
Abdominal obezite
Viseral obezite
Çocukluk çağı obezitesi
비만 Ergen obezitesi
채식
Vejetaryen
성인병
Yetişkin hastalığı
유기농
농약
Organik
Tarım ilacı
건강 검진
Sağlık kontrolü
만성피로
Kronik yorgunluk
종합영양제
Kapsamlı besim takviyesi
건강 보조 식품
Sağlık takviyeleri, diyet takviyesi
부병장소 = 병 없이 오래 살기
Hastalıksız uzun ömür
시달리다
Etkilenmek, sıkıntı çekmek
해롭다
Zararlı
보석
Mücevher
반전
Beklenmedik sonuç, tersine çevirme
숨기다
Gizlemek, saklamak
바닥나다
Tamamen tükenmek, hepsini harcamak
중풍
Felç
위주
Bir şeyi öncelikli hale getirmek
매실
Japon kayısısı
한창
Tüm hızıyla
의사소통
İletişim, iletişimin iyi olması
단절 = 끊어지다
Kesilmek, koparmak
자살
투선자살
자산률
İntihar
Çatıdan atlayarak intihar etmek
İntihar oranı
증가하다
↔
감소하다
Artmak, çoğalmak
↔
Azalmak, eksilmek
보급되다
화산되다
Yaymak, dağıtmak, genelleme
Yayılmak
터놓다
마음을/ 생각을/ 문제를 터놓다
İçini dökmek, dertleşmek, açmak
또한
또한 +N도
Ayrıca, hem, yine
반면
반면 + N은/는
Ters taraf, öbür taraf, on the other hand, in contrast
우선 = 먼저
Başta, evvel, evvelce, öncelik
그 결과
Cümle sonu 았/ 었다
Sonuç olarak
따라서 = 기래서 = 그러니까
Bu nedenle, böylece
예를 들면
예를 든면 + N 이다/ 것이다
Mesela, örneğin, söz gelimi
이외에도
Ayrıca, yanı sıra, above this
마지막으로= 끝으로
Son olarak
독창적
Orijinal, özgün, yaratıcı
양치질
Diş fırçalama
터전
Zemin, temel, yer
보존하다
Muhafaza etmek, korumak
출아하다
Filiz vermek, tomurcuk vermek
통신 매체
İletişim aracı
손쉽다
Kolay, bir işi çok yaptıktan sonra kolay olması