A1-2 Flashcards
449 Words(part 2)
magazine
fişek haznesi [i.] – dergi [i.] – mecmua [i.]
main
esas [i.] – ana [s.] – baş [s.]
make
yapmak [f.] – made - made [f.] – katetmek [f.]
man
insan [i.] – adam [i.] – erkek [i.]
many
birçok [s.] – çok [zf.] – çoğu [i.]
map
harita [i.] – planlamak [f.] – saptamak [f.]
March
yürüyüş yapmak (topluca) [f.] – yürüyüş (topluca) [i.] – mart ayı [i.]
market
çarşı [i.] – pazar [i.] – piyasa [i.]
married
evli [s.] – evliliğe/evlilere özgü [s.] – başı bağlı [s.]
match
eşleştirmek [f.] – eşlemek [f.] – eş [i.]
May
mayıs ayı [i.] – mayıs [i.] – mümkün olmak [f.]
maybe
belki [ünl.] – belki [zf.] – belki de [bağ.]
me
ben [zm.] – mi [i.] – beni [zm.]
meal
öğün [i.] – yemek [i.] – sofra [i.]
mean
demek istemek [f.] – kastetmek [f.] – anlamına gelmek [f.]
meaning
mana [i.] – meal [i.] – anlam [s.]
meat
et [i.] – yenecek et [i.] – öz [i.]
meet
karşılaşmak [f.] – buluşmak [f.] – görüşme yapmak [f.]
meeting
toplantı [i.] – buluşma [i.] – miting [i.]
member
üye [i.] – organ [i.] – mensup [i.]
menu
menü [i.] – mönü [i.] – bir restoranda mevcut yiyecek ve içeceklerin listesi [i.]
message
ileti [i.] – mesaj [i.] – resmi bildiri [i.]
metre
metre [i.] – saat ile ölçmek [f.] – vezin [i.]
midnight
geceyarısı [i.] – gece yarısı [i.] –
mile
mil [i.] – mil uzaklık ölçü birimi 1609 m [i.] – mil
milk
süt [i.] – süt vermek (inek) [f.] – faydalanmak [f.]
million
milyon [i.] – –
minute
dakika [i.] – zabıt tutmak [f.] – tutanak tutmak [f.]
miss
ıska geçmek [f.] – özlemek [f.] – kaçırmak [f.]
mistake
yanılgı [i.] – hata [i.] – yanlış [i.]
model
model [i.] – manken [i.] – modellik etmek [f.]
modern
çağdaş [s.] – modern [s.] – modern kimse [i.]
moment
an [i.] – önem [i.] – cevher [i.]
Monday
pazartesi [i.] – –
money
para [i.] – para kırmak [f.] – patpat [i.]
month
ay [i.] – ay [i.] – yılın on iki bölümünden her biri
more
daha fazla [s.] – daha [zf.] – fazla şey [i.]
morning
sabah [s.] – sabah vakti [i.] – başlama [i.]
most
en [s.] – en çok [s.] – en fazlası [i.]
mother
ana [i.] – anne [i.] – anne gibi davranmak [f.]
mountain
dağ [i.] – yığın [i.] – cebel [i.]
mouse
fare [i.] – fare avlamak [f.] – fare tutmak [f.]
mouth
ağız [i.] – tane tane söylemek [f.] – dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak [f.]
move
kımıldamak [f.] – kıpırdamak [f.] – hareket etmek [f.]
movie
film (sinemada gösterilen) [i.] – sinema [i.] – film [i.]
much
fazla [s.] – çok [zf.] – çok şey [i.]
mum
maske ile oynamak [f.] – kasımpatı [i.] – hanımefendi [i.]
museum
müze [i.] – –
music
müzik [i.] – ahenk [i.] – nağme [i.]
must
gerekmek [f.] – -malı [f.] – -meli [f.]
my
benim [zm.] – bana ait [ünl.] –
name
isim [i.] – ad [i.] – ismiyle çağırmak [f.]
natural
tabii [s.] – doğuştan [s.] – natürel [s.]
near
yakın [zf.] – yakınlaşmak [f.] – yaklaşmak [f.]
need
ihtiyaç duymak [f.] – gerek [i.] – gereksinim [i.]
negative
negatif [s.] – olumsuz [s.] – etkisiz hale getirmek [f.]
neighbour
komşu [i.] – komşu olmak [f.] – yaklaşmak [f.]
never
hiç [zf.] – asla [ünl.] – katiyen [zf.]
new
yeni [s.] – keşfedilmemiş [s.] – değişik [s.]
news
haber [i.] – havadis [i.] – bilgi [i.]
newspaper
gazete [i.] – gazete – gazete
next
sonraki [ed.] – bundan sonraki [s.] – en bitişik [s.]
next to
bitişik [s.] – yanında [zf.] – hemen yanındaki [ed.]
nice
sevimli [s.] – güzel [s.] – hoş [s.]
night
gece [s.] – tün [i.] – karanlık [i.]
nine
dokuz [i.] – dokuzu [i.] – 9 [i.]
nineteen
XIX [i.] – on dokuz [i.] – on dokuz sayısı [i.]
ninety
doksan sayısı (90) [i.] – doksan [i.] – 90 [i.]
no
hayır [ünl.] – aleyhte oy [i.] – red [i.]
no one
hiç kimse [zm.] – –
nobody
hiç kimse [zm.] – önemsiz biri [i.] – bir hiç [i.]
north
kuzey [i.] – şimal [i.] – kuzeye bakan [s.]
nose
burun [i.] – koku almak [f.] – yavaş ilerlemek [f.]
not
gayri [s.] – yoksa [zf.] – asla [zf.]
note
not etmek [f.] – senet [i.] – nota [i.]
nothing
hiç [i.] – hiçbir şey [i.] – önemsiz (şey) [i.]
November
kasım [i.] – teşrin-i sani –
now
şimdi [zf.] – halen [zf.] – derhal [zf.]
number
numaralamak [f.] – saymak [f.] – sayı [i.]
nurse
hemşirelik yapmak [f.] – meme vermek [f.] – bakıcılık yapmak [f.]
object
itiraz etmek [f.] – razı olmamak [f.] – karşı çıkmak [f.]
o’clock
saat [zf.] – saate göre [zf.] – saat (tam saatlerle kullanılır) [zf.]
October
ekim [i.] – teşrin-i evvel –
of
karşı [ed.] – olan [ed.] – hakkında [ed.]
off
kapalı [s.] – dışında [zf.] – kalkmak [f.]
office
makam [i.] – ofis [i.] – büro [i.]
often
sık sık [zf.] – çoğu kez [zf.] – sık [zf.]
oh
ey [ünl.] – ha [ünl.] –
OK
onaylamak [f.] – okeylemek [f.] – kabul etmek [f.]
old
eskimiş [s.] – yaşlı [s.] – eski [s.]
on
üstünde [ed.] – üzerinde [ed.] – yanmak [f.]
once
bir kere [zf.] – bir kez [zf.] – birkez [zf.]
one
bir [i.] – tek [s.] – biri [zm.]
onion
soğan [i.] – soğancık – kuru soğan
online
bağlantılı [s.] – online olarak [zf.] – çevrim içi
only
tek [s.] – sırf [zf.] – yalnızca [zf.]
open
açılmak [f.] – açmak [f.] – açık [s.]
opinion
kanaat [i.] – kanı [i.] – düşünce [i.]
opposite
zıt [i.] – aksi [s.] – karşıt [s.]
or
ya da [bağ.] – veya [bağ.] – altın sarısı [i.]
orange
portakal [i.] – portakal rengi [i.] – portakalrengi [i.]
order
sipariş vermek [f.] – emretmek [f.] – buyurmak [f.]
other
öbür [s.] – öteki [s.] – başka [s.]
our
bizim [zm.] – bizim [zm.] –
out
çıkış [i.] – dışarıda [zf.] – dışarı [zf.]
outside
dıştan [zf.] – dışarı [zf.] – dışarısı [zf.]
over
bitmiş [s.] – üzerine [ed.] – üstüne [ed.]
own
sahip olmak [f.] – kendi [zm.] – itiraf etmek [f.]
page
sayfa [i.] – otelde birini komiyle çağırttırmak [f.] – bir yazının sayfalarını numaralamak [f.]
paint
boyamak [f.] – boya [i.] – portresini yapmak [f.]
painting
tablo [i.] – resim [i.] – ressamlık [i.]
pair
çift [i.] – eşleştirmek [f.] – eşlemek [f.]
paper
kağıt [i.] – duvar kağıdı kaplamak [f.] – örtbas etmek [f.]
paragraph
fıkra [i.] – paragraf [i.] – makale [i.]
parent
ebeveynlik etmek [f.] – ata [i.] – soy [i.]
park
park etmek [f.] – park [i.] – park yapmak [f.]
part
parça [i.] – kısım [i.] – taraf [i.]
partner
eş [i.] – ortak [i.] – ortak etmek [f.]
party
taraf [i.] – parti [i.] – (parti yaparak) kutlamak [f.]
passport
geçiş belgesi [i.] – taşıyıcısının kendisininkinden başka ülkelere seyahat etmesine imkan tanıyan kimlik belgesi [i.] – pasaport [i.]
past
geçmiş [s.] – geçmiş zaman [i.] – bir kimsenin geçmişi [i.]
pay
ödemek [f.] – ödeme [i.] – ücret [i.]
pen
kalem [i.] – hapsetmek [f.] – kaleme almak [f.]
pencil
kalem [i.] – kurşunkalem [i.] – kurşunkalemle çizmek [f.]
people
insanlar [i.] – ulus [i.] – halk [i.]
pepper
biber [i.] – üzerine biber ekmek [f.] – pul biber koymak [f.]
perfect
kusursuz [s.] – mükemmel [s.] – mükemmelleştirmek [f.]
period
devir [i.] – dönem [i.] – çağ [i.]
person
kişi [i.] – şahıs [i.] – kimse [i.]
personal
kişisel [s.] – özel [s.] – şahsi [s.]
phone
telefon etmek [f.] – telefon açmak [f.] – telefonlamak [f.]
photo
foto [i.] – fotoğraflamak [f.] – resim vermek [f.]
photograph
fotoğraflamak [f.] – fotoğrafını çekmek [f.] – resim vermek [f.]
phrase
ifade etmek [f.] – uygun sözcük ve cümlelerle ifade etmek [f.] – cümle veya sözcüklerle anlatmak [f.]
piano
piyano çalgı [i.] – piyano [i.] – hafif [s.]
picture
resim [i.] – yansıtmak [f.] – resmetmek [f.]
piece
tane [i.] – parça [i.] – yamamak [f.]
pig
domuz [i.] – pislik içinde yaşamak [f.] – yavrulamak (domuz) [f.]
pink
pembe [i.] – delmek (süngü ile) [f.] – süngü ile delmek [f.]
place
koymak [f.] – oturtmak [f.] – yerleştirmek [f.]
plan
planlamak [f.] – tasarlamak [f.] – plan [i.]
plane
düzlemek [f.] – düz (yüzey) [i.] – düzlem [i.]
plant
dikmek [f.] – ekmek [f.] – tesis [i.]
play
oynamak [f.] – çalmak [f.] – piyes [i.]
player
oyuncu [i.] – çalgıcı [i.] – sporcu [i.]
please
memnun etmek [f.] – lütfen [ünl.] – gönlünü hoş etmek [f.]
point
nokta [i.] – puan [i.] – uç [i.]
police
polis [i.] – inzibat altına almak [f.] – güvenliği sağlamak [f.]
policeman
polis [i.] – zabıta memuru [i.] – polis (memuru) [i.]
pool
havuz [i.] – toplamak [f.] – karı paylaşmak [f.]
poor
kötü [s.] – fakir [s.] – zavallı [s.]
popular
popüler [s.] – halkın kesesine elverişli [i.] – halka hitap eden [s.]
positive
pozitif [s.] – artı [s.] – olumlu [s.]
possible
olabilir [s.] – olanaklı [s.] – muhtemel [s.]
post
postalamak [f.] – makam [i.] – direk [i.]
potato
patates [i.] – baş [i.] – kafa [i.]
pound
yumruklamak [f.] – çakmak [f.] – dalgaya çarpmak (gemi) [f.]
practice
uygulamak [f.] – alıştırma yapmak [f.] – yapmak [f.]
practise
pratik yapmak [f.] – alıştırma yapmak [f.] – etmek [f.]
prefer
tercih etmek [f.] – yeğlemek [f.] – yeğ tutmak [f.]
prepare
hazırlamak [f.] – düzmek [f.] – pişirmek [f.]
present
sunmak [f.] – takdim etmek [f.] – şimdiki zaman [i.]
pretty
şirin [s.] – tatlı [s.] – güzel [s.]
price
bedel [i.] – fiyat [i.] – ücret [i.]
probably
galiba [zf.] – muhtemelen [zf.] – muhtemel olarak [zf.]
problem
problem [i.] – mesele [i.] – sorun [i.]
product
ürün [i.] – mahsul [i.] – meyve [i.]
programme
program [i.] – programlamak [f.] – planlamak [f.]
project
proje [i.] – iz düşürmek [f.] – planını çizmek [f.]
purple
mor [i.] – mora boyamak [f.] – erguvan rengi [i.]
put
koymak [f.] – put - put [f.] – hamletmek [f.]
quarter
çeyrek [i.] – yerleştirmek (bir kimseyi bir yere/birinin yanına) [f.] – yerleştirmek [f.]
question
soru [i.] – sorular sormak [f.] – sorgulamak [f.]
quick
süratli [s.] – hızlı [s.] – çabuk [zf.]
quickly
hızla [zf.] – aceleyle [zf.] – süratle [zf.]
quiet
sessizlik [i.] – sakin [s.] – sessiz [s.]
quite
epeyce [zf.] – pek [zf.] – epey [zf.]
radio
radyo [i.] – telsiz [i.] – telsizle haber vermek [f.]
rain
yağmur yağmak [f.] – yağmur [i.] – yağmur gibi yağdırmak [f.]
reader
okur [i.] – okuyucu [i.] – eleştirmen [i.]
reading
okuma [s.] – mana [i.] – yorum [i.]
ready
hazır [s.] – hazırlamak [f.] – peşin para [i.]
real
hakiki [s.] – gerçek [s.] – taşınmaz [s.]
really
hakikaten [zf.] – gerçekten [zf.] – cidden [zf.]
reason
sebep [i.] – akıl [i.] – gerekçe [i.]
red
al [s.] – kızıl [s.] – kırmızı [s.]
relax
rahatlamak [f.] – rahatlatmak [f.] – dinlenmek [f.]
remember
hatırlamak [f.] – anımsamak [f.] – anmak [f.]
repeat
yinelemek [f.] – tekrarlamak [f.] – tekerrür etmek [f.]
report
haber vermek [f.] – rapor etmek [f.] – ihbar etmek [f.]
restaurant
restoran [i.] – lokanta [i.] – doyumevi [i.]
result
netice [i.] – sonuç [i.] – sonucu olmak [f.]
return
geri dönmek [f.] – dönmek [f.] – iade etmek [f.]
rice
pirinç [i.] – çeltik [i.] – pilav [i.]
rich
zengin [s.] – varsıl [s.] – bol bol [s.]
ride
binmek [f.] – gezinti [i.] – rode - ridden [f.]
right
sağ [i.] – hak [i.] – haklı [s.]
river
nehir [i.] – nehir [i.] – akış [i.]
road
yol [i.] – uyulan ilke [i.] – bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken yöntem [i.]
room
oda [i.] – oturmak [f.] – kalmak [f.]
routine
rutin [s.] – adet [i.] – hergünkü işler [i.]
rule
hüküm sürmek [f.] – hükmetmek [f.] – kural [i.]
run
çalıştırmak [f.] – işletmek [f.] – koşmak [f.]
sad
hüzünlü [s.] – mahzun [s.] – üzücü [s.]
salad
salata [i.] – –
salt
tuz [i.] – biriktirmek [f.] – tuzlayarak saklamak [f.]
same
aynı [s.] – eşit [s.] – farksız [s.]
sandwich
sandviç [i.] – sıkıştırmak [f.] – arasına sıkıştırmak [f.]
Saturday
cumartesi [i.] – –
say
söylemek [f.] – demek [f.] – said - said [f.]
school
mektep [i.] – okul [i.] – yetiştirmek [f.]
science
ilim [i.] – bilim [i.] – beceri [i.]
scientist
bilgin [i.] – bilim insanı [i.] – bilim adamı [i.]
sea
deniz [i.] – okyanus [i.] – dalga [i.]
second
saniye [i.] – ikinci [s.] – destek vermek [f.]
section
kesit [i.] – bölüm [i.] – kısım [i.]
see
görmek [f.] – bakmak [f.] – saw - seen [f.]
sell
satılmak [f.] – satmak [f.] – sold - sold [f.]
send
yollamak [f.] – göndermek [f.] – sent - sent [f.]
sentence
cümle [i.] – mahkum etmek [f.] – hüküm giydirmek [f.]
September
eylül [i.] – –
seven
yedi [i.] – 7 [i.] – yedi rakamı [i.]
seventeen
XVII [i.] – on yedi sayısı [i.] – on yedi [i.]
seventy
yetmiş [i.] – LXX [i.] – yetmiş sayısı [i.]
share
paylaşmak [f.] – hisse [i.] – pay [i.]
she
dişi hayvan [i.] – dişi [i.] – kadın [i.]
sheep
koyun [i.] – koyun gibi tip [i.] – ezik kimse [i.]
shirt
gömlek [i.] – mintan [i.] – gömlek [i.]
shoe
ayakkabı [i.] – pabuç [i.] – shoed/shod - shoed/shod [f.]
shop
mağaza [i.] – dükkan [i.] – ele vermek [f.]
shopping
alışveriş [i.] – çarşı pazar dolaşma [i.] – çarşıya çıkma [i.]
short
az [s.] – alçak [s.] – kısa [s.]
should
gerekmek [f.] – -malı [f.] – -meli [f.]
show
göstermek [f.] – gösteri [i.] – showed - shown/showed [f.]
shower
sağanak [i.] – duş [i.] – duş almak [f.]
sick
hasta [s.] – yakalatmak [f.] – kusmak [f.]
similar
benzer [s.] – eş [s.] – benzeş [s.]
sing
söylemek [f.] – ötmek [f.] – şarkı söylemek [f.]
singer
şarkıcı [i.] – hanende [i.] – şair [i.]
sister
abla [i.] – kardeş [i.] – kız kardeş [i.]
sit
oturmak [f.] – sat - sat [f.] – tünemek [f.]
situation
hal [i.] – durum [i.] – ekmek kapısı [i.]
six
şeş [i.] – altı rakamı [i.] – altı [i.]
sixteen
onaltı [i.] – XVI [i.] – on altı sayısı [i.]
sixty
altmış [i.] – LX [i.] – altmış sayısı (60 LX) [i.]
skill
maharet [i.] – beceri [i.] – hüner [i.]
skirt
etek [i.] – kenarından geçmek [f.] – uzak durmak [f.]
sleep
uyumak [f.] – uyku [i.] – slept - slept [f.]
slow
yavaşlatmak [f.] – yavaş [s.] – ağır [s.]
small
az [s.] – küçük [s.] – ufak [s.]
snake
yılan [i.] – yılan gibi gitmek [f.] – yılan gibi kıvrılmak [f.]
snow
kar [i.] – yağmak [f.] – karla kaplamak [f.]
so
bu yüzden [zf.] – öyle [zf.] – böyle [zf.]
some
biraz [s.] – bazı [s.] – birkaç [s.]
somebody
biri [zm.] – birisi [zm.] – şahsiyet [zm.]
someone
birisi [zm.] – kimse [zm.] – bir kimse [zm.]
something
bir şey [i.] – falan –
sometimes
bazen [zf.] – ara sıra [zf.] – ara sıra [zf.]
son
oğul [i.] – evlat [i.] – mahdum [i.]
song
şarkı [i.] – şakıma [i.] – güfte [i.]
soon
birazdan [zf.] – kısa süre içinde [zf.] – az sonra [s.]
sorry
üzgün [s.] – esef etmek [f.] – eseflenmek [f.]
sound
ses [i.] – söylemek [f.] – derine dalmak (balina) [f.]
soup
çorba [i.] – nitrogliserin [i.] – yoğun sis [i.]
south
güney [i.] – cenup [i.] – lodos [i.]
space
aralık [i.] – açıklık [i.] – mekan [i.]
speak
konuşmak [f.] – spoke - spoken [f.] – ses çıkarmak [f.]
special
özel [s.] – yemek (lokantaya has) [i.] – özel sayı [i.]
spell
hecelemek [f.] – büyü [i.] – spelled/spelt - spelled/spelt [f.]
spelling
yazım [s.] – yazılış [i.] – imla [i.]
spend
geçirmek (geceyi vb) [f.] – harcamak [f.] – spent - spent [f.]
sport
spor [i.] – şaka söylemek [f.] – oynamak [f.]
spring
memba [i.] – ilkbahar [i.] – bahar [i.]
stand
(teklif) geçerli olmak [f.] – katlanmak [f.] – ayakta durmak [f.]
star
yıldız [i.] – yıldızlarla süslemek [f.] – başrolde oynatmak [f.]
start
başlamak [f.] – başlatmak [f.] – başlangıç [i.]
statement
ifade [i.] – söz [i.] – beyan [i.]
station
terminal [i.] – istasyon [i.] – görevlendirmek [f.]
stay
kalmak [f.] – kalma süresi [i.] – kalma [i.]
still
durgun [s.] – hareketsiz [s.] – hala [zf.]
stop
durmak [f.] – durdurmak [f.] – dinmek [f.]
story
hikaye [i.] – anlatı [i.] – tarih [i.]
street
cadde [i.] – sokak [i.] – mahalle [i.]
strong
güçlü [s.] – kuvvetli [s.] – domuz gibi [i.]
student
öğrenci [i.] – talebe [i.] – mektepli [i.]
study
incelemek [f.] – çalışmak [f.] – çalışma [i.]
style
biçim [i.] – tarz [i.] – biçem [i.]
subject
ders [i.] – özne [i.] – konu [i.]
success
muvaffakiyet [i.] – başarı [i.] – başarılmış iş [i.]
sugar
şeker [i.] – kompliman yapmak [f.] – şeker katmak [f.]
summer
yaz [i.] – yazı geçirmek [f.] – hayatın baharı [i.]
sun
güneş [i.] – güneşte bırakmak [f.] – güneşlenmek [f.]
Sunday
pazar [i.] – pazar günü [i.] – bayramlık [s.]
supermarket
süpermarket [i.] – market [i.] –
sure
emin [s.] – elbette [zf.] – soruşturmak [f.]
sweater
süveter [i.] – hırka [i.] – sömüren işveren [i.]
swim
yüzmek [f.] – yüzme [i.] – swam - swum [f.]
swimming
yüzme [i.] – yüzücülük [i.] – yüzme sporu [i.]
table
masa [i.] – tablo [i.] – sofra [i.]
take
almak [f.] – (fotoğraf) çekmek [f.] – götürmek [f.]
talk
konuşmak [f.] – sohbet [i.] – konuşma [i.]
tall
uzun [s.] – yüksek [s.] – uzun boylu [s.]
taxi
taksi [i.] – taksiyle gitmek [f.] – birini taksiyle götürmek [f.]
tea
çay [i.] – çay [i.] – çeşitli bitkilerin demlenmesinden elde edilen içeceklerin tümü [i.]
teach
ders vermek [f.] – öğretmek [f.] – taught - taught [f.]
teacher
öğretmen [i.] – hoca [i.] – öğretmen [i.]
team
takım [i.] – ekip [i.] – takım halinde yapmak [f.]
teenager
on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse [i.] – delikanlı [i.] – yeniyetme [i.]
telephone
telefon [i.] – telefon etmek [f.] – telefon açmak [f.]
television
televizyon [i.] – –
tell
haber vermek [f.] – söylemek [f.] – anlatmak [f.]
ten
on [i.] – onluk [i.] – onlu [i.]
tennis
tenis [i.] – alantopu [i.] – tenis
terrible
berbat [s.] – korkunç [s.] – müthiş [s.]
test
sınamak [f.] – deneme [i.] – test [i.]
text
metin [i.] – mesaj atmak (cepten) [f.] – parça [i.]
than
-den [ed.] – hariç [ed.] – -mektense [ed.]
thank
teşekkür etmek [f.] – teşekkür [i.] – teşekkür etmek [f.]
thanks
teşekkür [i.] – teşekkürler [ünl.] – sağ ol [ünl.]
that
şu [zm.] – o [zm.] – o kadar [zf.]
the
belirli durumlarda isimden önce kullanılır [i.] – belli bir objeyi/kişiyi/yeri nitelemek için kullanılır [i.] –
theatre
tiyatro [i.] – amfi [i.] – alan [i.]
their
onların [zm.] – –
them
onlara [zm.] – onları [zm.] –
then
o zamanlar [i.] – o zamanki [s.] – o zamanın [s.]
there
oraya [zf.] – orada [zf.] – ora [zf.]
they
onlar [zm.] – kendileri [zm.] –
thing
şey [i.] – nesne [i.] – olay [i.]
think
sanmak [f.] – düşünmek [f.] – thought - thought [f.]
third
üçte bir [i.] – üçüncü [s.] – üçüncü olarak [zf.]
thirsty
susuz [s.] – susamış [s.] – kurak [s.]
thirteen
on üç sayısı (13 XIII) [i.] – onüç [i.] – on üç [i.]
thirty
otuz sayısı (30 XXX) [i.] – otuz [i.] – 30 [i.]
this
bu [zm.] – böylesine [zf.] – bu kadar [zf.]
thousand
bin [i.] – bin sayısı (1000 M) [i.] – binlik [s.]
three
iskambilde üçlü [i.] – üç rakamı (3 III) [i.] – se [i.]
through
başından sonuna kadar [ed.] – yoluyla [ed.] – üzerinden [ed.]
Thursday
perşembe [i.] – perşembe –
ticket
bilet [i.] – etiket koymak [f.] – etiketlemek [f.]
time
kez [i.] – kere [i.] – müddet [i.]
tired
argın [s.] – yorgun [s.] – yorgun düşmüş [s.]
title
unvan [i.] – başlık [i.] – isimlendirmek [f.]
to
karşı [ed.] – -mek/-mak (mastar) [f.] – kadar [zf.]
today
bugün [zf.] – şimdi [zf.] – bu günlerde [zf.]
together
birlikte [zf.] – beraber [zf.] – kuyruk (kimse) [s.]
toilet
hela [i.] – tuvalet [i.] – makyaj [i.]
tomato
domates [i.] – domates –
tomorrow
yarın [zf.] – yarın [i.] –
tonight
akşama [zf.] – bu akşam [zf.] – bu gece [zf.]
too
gereğinden çok [s.] – çok [s.] – aşırı [s.]
tooth
diş [i.] – dişle kaplamak [f.] – dişlemek [f.]
topic
konu [i.] – başlık [i.] – bahis [i.]
tourist
turist [i.] – gezgin [i.] – seyyah [i.]
town
şehir [i.] – kasaba [i.] – şehir merkezi [i.]
traffic
gidiş geliş [i.] – trafik [i.] – iş yapmak [f.]
train
eğitim vermek [f.] – eğitmek [f.] – tren [i.]
travel
gezmek [f.] – seyahat etmek [f.] – yolculuk etmek [f.]
tree
ağaç [i.] – ağaca çıkarmak [f.] – çarmıh [i.]
trip
seyahat [i.] – yolculuk [i.] – gezi [i.]
trousers
pantolon [i.] – pantolon [i.] – pantolon
TRUE
hakiki [s.] – gerçek [s.] – doğru [s.]
try
denemek [f.] – deneme [i.] – yoklamak [f.]
T-shirt
tişört [i.] – tişört – yarım kollu fanila
Tuesday
salı [i.] – –
turn
dönmek [f.] – döndürmek [f.] – çevirmek [f.]
TV
televizyon [i.] – –
twelve
oniki [i.] – on iki sayısı (12 XII) [i.] – on iki [i.]
twenty
yirmi [i.] – yirmi sayısı (20 XX) [i.] – 20 [i.]
twice
iki kez [zf.] – iki sefer [zf.] – iki kere [zf.]
two
iki [i.] – iskambilde ikili [i.] – iki rakamı [i.]
type
yazmak [f.] – tür [i.] – tip [i.]
umbrella
şemsiye [i.] – şemsiyelik [i.] – koruyucu [i.]
uncle
dayı [i.] – amca [i.] – enişte [i.]
under
altında [ed.] – alt [s.] – az [s.]
understand
anlayış göstermek [f.] – anlamak [f.] – understood - understood [f.]
university
üniversite [i.] – üniversite [i.] – bilimyurt [i.]
until
ila [ed.] – değin [ed.] – dek [ed.]
up
yukarı [ünl.] – yükseltmek [f.] – artırmak [f.]
upstairs
üst kat [i.] – üst kat [i.] – yukarı kat [i.]
us
biz [zm.] – abd [i.] – bizi [zm.]
use
kullanmak [f.] – kullanım [i.] – kullanma [i.]
useful
faydalı [s.] – yararlı [s.] – kullanışlı [s.]
usually
genellikle [zf.] – çoğunlukla [zf.] – çoğu zaman [zf.]
vacation
tatil [i.] – tatil yapmak [f.] – izin [i.]
vegetable
sebze [i.] – bitkisel [s.] – göveri [i.]
very
çok [zf.] – hatta [s.] – bile [s.]
video
video terminal [i.] – ekran [i.] – video filmi [i.]
village
köy [i.] – köy halkı [i.] – şehir ve kasabalardan küçük ama kalıcı yerleşim birimi [i.]
visit
ziyaret etmek [f.] – ziyaret [i.] – gezmek [f.]
visitor
ziyaretçi [i.] – ziyarete giden kimse [i.] – zair [i.]
wait
beklemek [f.] – bekleyiş [i.] – bekleme [i.]
waiter
garson [i.] – erkek garson [i.] – garson
wake
canlanmak [f.] – uyanmak [f.] – woke/waked - woken/waked [f.]
walk
yürümek [f.] – dolaşmak [f.] – yürüyerek gitmek [f.]
wall
duvar [i.] – tecrit etmek [f.] – ayırmak [f.]
want
istemek [f.] – istek [i.] – isteklenmek [f.]
warm
ısıtmak [f.] – ısınmak [f.] – ılık [s.]
wash
yıkanmak [f.] – aşındırmak [f.] – yıkamak [f.]
watch
seyretmek (tv) [f.] – seyretmek [f.] – gözlemek [f.]
water
sulamak [f.] – su [s.] – ıslatmak [f.]
way
yol [i.] – taraf [i.] – tarz [i.]
we
biz [zm.] – –
wear
giymek [f.] – takmak [f.] – aşındırmak [f.]
weather
hava [i.] – hava durumu [i.] – yalpalamak [f.]
website
internet sitesi [i.] – web sitesi – ağ sitesi
Wednesday
çarşamba [i.] – –
week
hafta [i.] – ardışık yedi günlük süre [i.] – hafta [i.]
weekend
hafta sonu [i.] – hafta sonunu geçirmek [f.] – haftasonu [i.]
welcome
hoş geldiniz [ünl.] – hoş geldin [ünl.] – hoş karşılamak [f.]
well
fışkırmak [f.] – kuyu [i.] – iyi [s.]
west
batı [i.] – batıdaki [s.] – batıya doğru [zf.]
what
ne [ünl.] – neyi [i.] – hangi [s.]
when
ne zaman [zf.] – zaman [i.] – ne vakit [zf.]
where
nereye [zf.] – nerede [zf.] – nere [zf.]
which
hangi [s.] – kaçıncı [s.] – hangi [s.]
white
beyaz [s.] – ak [s.] – solgun [s.]
who
kimi [zm.] – kim [zm.] – kime [zm.]
why
neden [zf.] – niçin [zf.] – niye [zf.]
wife
kocanın eşi [i.] – hanım [i.] – karı [i.]
will
vasiyet [i.] – irade [i.] – dilemek [f.]
win
kazanmak [f.] – galip gelmek [f.] – zafer [i.]
window
pencere [i.] – camekan [i.] – vitrin [i.]
wine
şarap sunmak [f.] – şarap [i.] – şarap rengi [i.]
winter
kış [i.] – kışlık [s.] – kışlamak [f.]
with
ile [ed.] – -lı [zf.] – beraberinde [zf.]
without
dış [i.] – dıştan [zf.] – dışarıda [zf.]
woman
kadın [i.] – hanım [i.] – kadın [i.]
wonderful
müthiş [s.] – harikulade [s.] – harika [s.]
word
laf [i.] – söz [i.] – sözcük [i.]
work
çalışmak [f.] – işe yaramak [f.] – iş yapmak [f.]
worker
işçi [i.] – adam [i.] – amele [i.]
world
alem [i.] – dünya [i.] – evren [i.]
would
istemek [f.] – -ecekti [f.] – -çekti [f.]
write
yazmak [f.] – wrote - written [f.] – kaydetmek [f.]
writer
yazar [i.] – müellif [i.] – muharrir [i.]
writing
yazma [i.] – yazım [i.] – yazı [i.]
wrong
yanlış [s.] – gadretmek [f.] – haksızlık etmek [f.]
yeah
tamam [ünl.] – he [ünl.] – evet [ünl.]
year
yıl [i.] – sene [i.] – ihtiyarlık [i.]
yellow
sarı [s.] – sararmak [f.] – sarartmak [f.]
yes
evet [i.] – olumlu cevap [i.] – olumlu oy [i.]
yesterday
dün [zf.] – –
you
siz [zm.] – sen [zm.] – seni [zm.]
young
genç [i.] – hayvan yavrusu [i.] – döl [i.]
your
senin [zm.] – sizin [zm.] –
read
okumak [f.] – read (sounds like “red”) - read (sounds like “red”) [f.] – çözmek [f.]