Extra Flashcards
Hala , eskiden olduğu gibi
“Nach wie vor” Almanca bir deyimdir ve “hala” ya da “eskiden olduğu gibi” anlamına gelir. Bir durumun değişmediğini, aynen devam ettiğini belirtmek için kullanılır. Örneğin, “Er ist nach wie vor mein bester Freund” cümlesi, “O, hala benim en iyi arkadaşım” anlamına gelir.
Uzakta , uzaktan yakindan
Kaldirmak
Entfernt
entfernen
Utanç verici, garip, mahcup
Peinlich
Mir ist peinlich
Çift
Das Pärchen
Çim
Der Rasen
Biçmek, çim biçmek
mähen
Çikarabiliriz , çöp disari cikarmak da da kullaniliyor
rausbringen
Kertenkele
die Eidechse
Kuş tüyü
Der Vogelfeder
Örtmek, kaplamak
Bedecken
İcat etmek, keşfetmek
Erfinden
Şişe, biberon
Das Fläschchen
Sallamak, sıkmak
Schütteln
Çöp kutusu
Der Müllereimer
Gizemli, ketum
Geheimnisvoll
Karşilaşmak
Begegnen dativ
treffen akk
Kaydetmek
Speiechern
Kurmak
Gründen
Şiirsel, şairane
Poetisch
Şive, yöresel
Die Mundart
Lehçe
Der Dialekt
Şarki , ezgi
Das Lied
Genellikle
Häufig
Müziktarzı
Der Musikstill
Şarkı
Der Song
Etkili, kişi tada bir konu üzerinde etki
Prägend, adj
Dir Reise war eine prägende Erfahrung für mich.
Prägen verb
Meine Eltern prägen mein Verhalten.
Meine Eltern prägen mich.
Positiv prägend
Komparativ prägender
Superlativ am prägendsten
Başarili
Erfolgreich
Ironik, alaycı
İronisch
Burnu havada , kibirli =/ mütevazi
eingebildet
hochnäsig
arrogant
=/ demütig
Eşlik etmek,
Begleiten
Hat begleitet
Ich begleite mwinw Frau im Leben.
Icj habe einen Mann bis zu. HB begleitet.
Yüzsüz
Frech-
Kısır, verimsiz, dogurgan olmayan
unfruchtbar
Yetenek
Das Talent , mit haben
talentiert, mit sein
Meine Frau ist eine talentierte Köchin.
Sevimsiz, modasi gecmis,
Hintvfilmlerini örnek verilmisti
Kitschig
Kaos
Das Chaos
Chaotisch
Kesinlikle yok
infrage
sızlanmak
alles negatif sprechen
Jammern
ayrilmak
scheiden
gescheiden = adj bosanmak
entscheiden = karar vermek
dinlenmis, relax, iyileşti
Almanca bir sıfattır ve Türkçede “dinlenmiş, iyileşmiş” anlamına gelir. Genellikle birinin yorgunluktan, hastalıktan veya zor bir durumdan sonra dinlenip toparlanmış olduğunu ifade eder.
1. Ich fühle mich …. nach dem Urlaub.
“Tatilden sonra kendimi dinlenmiş hissediyorum.”
2. Nach der Krankheit ist sie wieder ……“Hastalıktan sonra tekrar iyileşti.”
3. Er sieht ….. und gesund aus.
“Dinlenmiş ve sağlıklı görünüyor.”
bir kişinin fiziksel veya ruhsal olarak dinlenmiş ve daha iyi bir durumda olduğunu.
erholt
Mükemmel , olaganustu
exzellent
lezzetli, nefis, agiz sulandirici
köstlich
sehr teuer
luxuriös
davranmak
die Verhaltung
kullanmak
Krem kullanmak gibi
verwenden
sabit, istikrar
konstant
Relativ konstant geblieben= nisbeten sabit kaldi
anket
befragen
yönelimz artmak, trend,
die Tendenz
immer da
Fiziksel Yer, Manevi veya Sosyal Statü
Abonelik veya Üyelik:
Einen festen Platz
Der Fernseher hat einen festen Platz im Wohnzimmer.
Sie hat einen festen Platz in der Firma.
takip etmek
bir sıralama veya ardışıklık belirtmek için kullanılır ve genellikle bir cümlede belirli bir şeyin ardından ne geldiğini açıklamak için kullanılır. bundan sonra isim gelir
gefolgt von
“Das Meeting begann mit einer Begrüßung, gefolgt von einer Präsentation.”
“Das Hauptgericht war gebratenes Hähnchen, gefolgt von einem leckeren Dessert.”
yere düsmek
abstürzen
suc mahalli
das Tatort, e
etkinlik organizasyon
das Event
genel olarak bir yön veya bilgi edinme sürecini ifade eder.
“sich orientieren” veya “jemanden orientieren” sich an etwas orientieren
yayimlamak
veröffentlichen
basarmak
gelingen
neyle ilgili?
worum get es?
“ara sıra” veya “bazen” anlamında kullanılır ve bir eylemin veya olayın düzensiz, seyrek aralıklarla gerçekleştiğini belirtir. Günlük hayatta yaygın olarak kullanılan bu ifade, bir şeyin sık olmamakla birlikte arada bir yapıldığını veya gerçekleştiğini ifade etmek için idealdir.
“Ab und zu”
ich besuche meine Großeltern ab und zu.
Cümle Başında: “Ab und zu gehe ich ins Kino.”
Almanca: “Wir treffen uns ab und zu zum Kaffee.”
Manchmal: Bazen, zaman zaman.
Gelegentlich: Ara sıra, zaman zaman. Firsat.
Hin und wieder: Zaman zaman, bazen.
bemühen
Versuchen
- “Ich bemühe mich jeden Tag, Deutsch zu lernen.” - “Her gün Almanca öğrenmek için çaba gösteriyorum.”
- “Ich versuche jeden Tag, Deutsch zu lernen.” - “Her gün Almanca öğrenmeye çalışıyorum.”
Hıc suphesiz
Zweifelsfrei = ganz sicher
Der zweifeln= şüphe
Alçı
Der Gips
Bükmek, kolunu vs
Beugen
Burkulma
Die Verstachung
Güneş çarpması
Der Hitzeschlag
Der Sonnenstich
Bayilmak
aklını başından alacak
Umhauen
Das haupt mich um.
in Ohnmacht fallen, bayilmak
Önleme koruma
Die Vorbeugen
Katilim
Teilnehmen an +dativ
Stress azaltmak
Stressabbau
Alan ,bölge
Der Bereichen
Abartılı
übertrieben
Lakap
Der Spitzname
iddea etmek, söylemek,
Meinung ohne Beweis
behaupten
Die Behauptung
“Behaupten” Almanca bir fiildir ve Türkçeye “iddia etmek, ileri sürmek” olarak çevrilebilir. Bir düşünceyi veya bilgiyi kesin bir şekilde ifade etmek anlamında kullanılır.
Örnek cümleler:
- Er behauptet, die Wahrheit zu sagen.
“Gerçeği söylediğini iddia ediyor.” - Sie behauptet, das alleine geschafft zu haben.
“Bunu tek başına başardığını ileri sürüyor.” - Man kann nicht einfach alles behaupten, ohne Beweise zu haben.
“Kanıt olmadan her şeyi iddia edemezsin.”
Bu cümlelerde “behaupten” fiili, bir düşüncenin veya durumun doğruluğunu ileri sürmek anlamında kullanılmıştır.
Anlasmak
Abmachen
Verande, avlu
innenhof
Keine Farbe im Gesicht
Bleich
Izolasyon yok, schlecht isoliert
Kein Lärmschutz
Hellhörig
Man hört sehr schlecht.
Taub
Schwerhörig
Quatsch, blödsinn,
Macht kein Sinn
Saçma gülünç
Lächerlich
Das ist ja lächerlich.
Normalerweise, eigentlich
in der Regel
Schnell hin und her bewegen
Lambanin sallanmasinda kullandik tavandaki
Wackeln
Titremek üsudugunde
Zittern
Pişmanlik, tövbe
Bereuen
Midesi bulanmak
Übel
Dikkatini dagitmak
Ablenken
Dikkatini dagitmak
Ablenken
Iltifat
Kompliment
En son ama kötü değil
Zu guter Letzt
Sözünu kesmek
Jemanden Unterbrechen
Etkilemek
Beinfluss
Emanet, görevlendirmek
Beauftragen
Testere
Die Säge
Zencefil
Der Ingwer
Alcak gönüllü, mütevazı
Die Demut
demütig
bescheiden
demütigen
demütigend
Küçük düşürücü
Aşagılamak
iyi eğlenceler
Arkadaşlarımızla birlikte iyi vakit geçiriyoruz.
Çocuklar komik palyaço hakkında eğleniyor.
amüsieren sich über / mit
Wir amüsieren uns gut mit unseren Freunden.
Die Kinder amüsieren sich über den lustigen Clown.
Kaçınmak
Sich dafür entscheiden, etwas nicht zu nutzen
Verziechten + auf
Ich verziechte grundsätzlich aufs Alkoholtrinken.
Kendine güvenen kendime guvenmek, emin , özgüvenli,
Kemdinden emin gorunmek
zuversichtlich
selbstsicher
Selbstbewusst auftreten
Sezmek, şüphelenmek
Etwas ahnen
Ahnt ahnte hat geahnt
Sözünü bitirmek
jemanden ausreden lassen
incinmiş
Beleidigt
Ama olamaz
Das darf doch nicht wahr sein.
Sinirlenince kullanilir
Bana göre bence
Meiner Meinung nach
Farkli dusunuyorum.
Ayni sekilde dusunuyorum.
Ich bin anderer Meinung.
Ich bin der gleichen Meinung.
Suçlu olmak
(An etwas) schuld haben
Kafa yi yemek
Spinnen
Hat gesponnen
Itiraz etmek
Jemandem wiedersprechen
Dee Wiederspruch, itiraz
…-ın , in farkindayim ; biliyorum
Mir ist klar, dass….
Alaycı
Spöttisch
Bir seye dahil olmak, katilmak
Jemanden an etwas beteiligen
Hat beteiligt
Dörde bölmek
Parayi tuatri 4 kisiye bolmek
Etwas durch vier teilen
Hat geteilt
Belli ki
Offensichtlich
Barışmak
Wieder Frieden achliessen
Sich versöhnen
Hat versöhnt
Ne oldu ,oldu. Unut gitsin
Was passiert ist, ist passiert. Vergiss es!
tamamlamak
Bitirmek
abschliessen