Telc A2.2 Lektion 10 Flashcards
Schau doch
Bi baksana
Die Possessivartikel
Sahiplik iyelik eki.
Ersetzen
Degistirmek
Yerine koymak
Unterstreichen
Alti cizili
Durch
Anlamı: İçinden, aracılığıyla, sayesinde
Artikeli: -
Örnek Cümle:
- “Wir gehen durch den Park.”
- Türkçesi: “Parkın içinden geçiyoruz.”
Treiben
Yapmak, sürmek, yönlendirmek
Bitten
Rica etmek
Engagieren
Anlamı: Angaje olmak, işe almak, aktif olarak katılmak
Artikeli: -
Örnek Cümle:
- “Sie engagiert sich für den Umweltschutz.”
- Türkçesi: “O, çevre koruma için aktif olarak çalışıyor.”
Achten auf
Anlamı: Dikkat etmek, özen göstermek
Artikeli: -
Örnek Cümle:
- “Achte auf den Verkehr, wenn du die Straße überquerst.”
- Türkçesi: “Sokağı geçerken trafiğe dikkat et.”
Ich
Mein/e/en
Ben
Benim
Du
Dein/e/en
Sen
Senin
Sie
Ihr
O(kadin)
Onun
Er
Sein
O (erkek)
Onun
Wir
Unser
Biz
Bizim
Ihr
Euren/eure/euer
Siz
Sizin
Sie(pl)
Ihr
Onlar
Onlarin
Die Bewegung
Hareket
Einige
Birkaç
Die Übung
Egzersiz, alıştırma, pratik
-Die Übung hilft mir, besser zu werden.
Die Anweisung
Talimat, yönerge
- “Bitte folgen Sie der Anweisung des Lehrers.”
-Lütfen öğretmenin talimatlarına uyun.”
Leg deine Hände
Ellerini koy
Halten
Tutmak, durmak, sürdürmek
Örnek Cümle:
- “Halten Sie bitte die Tür auf.”
- Türkçesi: “Lütfen kapıyı açık tutun.”
Das Gelenk
Eklem
Kühlen
Sogutmak
Damit
Böylece
Die Schwellung
Şişlik
Weggehen
Gitmek
Ayrilmak
Geçmek(sislik)
Füll einfach
“Füll einfach” Almanca’da “basitçe doldur” anlamına gelir. Genellikle bir şeyi doldurma talimatı verirken kullanılır.
Örnek Cümle:
- “Füll einfach das Formular aus.”
- Türkçesi: “Formu basitçe doldur.”
Der Würfel
Küp,
zar (oyun zarını ifade eder),
küp şeklinde parça
Örnek Cümle:
- “Wir brauchen einen Würfel für das Spiel.”
- Türkçesi: “Oyunun için bir zar gerekiyor.”
Aber Vorsicht
“Aber Vorsicht” Almanca’da “Ama dikkat et” veya “Ama dikkatli ol” anlamına gelir. Genellikle bir uyarı veya dikkat çekme ifadesi olarak kullanılır.
Örnek Cümle:
- “Das ist ein schwieriger Weg. Aber Vorsicht!”
- Türkçesi: “Bu zor bir yol. Ama dikkat et!”
Sonst
Aksi taktirde
Erholen
Dinlenmek
Iyilesmek
- Dinlenmek
• Ich möchte mich im Urlaub erholen.
• Türkçesi: Tatilde dinlenmek istiyorum.
• Nach der Arbeit muss ich mich erst einmal erholen.
• Türkçesi: İşten sonra önce bir dinlenmem gerekiyor.- İyileşmek
• Er hat sich nach der Krankheit gut erholt.
• Türkçesi: Hastalıktan sonra iyi bir şekilde iyileşti.
• Sie muss sich von der Operation erholen.
• Türkçesi: Ameliyattan iyileşmesi gerekiyor.
- İyileşmek
Strändig
Sürekli
Er hat ständig Kopfschmerzen
Das Hausmittel
Evde yapılan ilaç, doğal tedavi yöntemi.
Kocakarı ilacı
-
“Hausmittel wie Ingwertee können bei Erkältungen helfen.”
- Türkçesi: “Zencefil çayı gibi evde yapılan ilaçlar soğuk algınlığına yardımcı olabilir.”
Das Kirschkernkissen
Anlamı: Kiraz çekirdeği yastığı, kiraz çekirdekleriyle doldurulmuş sıcak veya soğuk kompres
Artikeli: Das
Örnek Cümle:
- “Ich benutze ein Kirschkernkissen, um meine Rückenschmerzen zu lindern.”
- Türkçesi: “Sırt ağrılarımı hafifletmek için bir kiraz çekirdeği yastığı kullanıyorum.”
Entspannen
Rahatlamak, gevşemek
-
“Nach einem langen Arbeitstag entspanne ich mich gern bei einem Buch.”
- Türkçesi: “Uzun bir iş gününden sonra bir kitapla rahatlamayı severim.”
Die Verspannung
Kas gerilmesi, kasılma
-
“Die Verspannung im Rücken verursacht mir Schmerzen.”
- Türkçesi: “Sırtımdaki kas gerilmesi ağrıya neden oluyor.”
Lösen
Anlamı: Çözmek, çözmek (sorunu), çözmek (bir şeyi açmak)
Artikeli: -
Örnek Cümle:
- “Wir müssen das Problem schnell lösen.”
- Türkçesi: “Sorunu hızlı bir şekilde çözmeliyiz.”
Der Bauch
Karın
Der Tropf
Damla
Verschrieben
Reçete yazmak
Empfehlen
Tavsiye
Zeigen
Göstermek
Ich
Mir
Bana
Du
Dir
Sana
Er/Es
Ihm
Ona
Sie
Ihr
Onlara
Wir
Uns
Bize
Ihr
Euch(You)
Size
sie/Sie
ihnen/Ihnen
Onlara
Sizlere
Der Nacken
Ense
Eingentlich
Aslinda
Gercekten
Wehtun
Aci vermek/cekmek
Schenken
Hediye vermek
Holen
Almak
Getirmek
Birini bir yerden almak
Holen
Almak
Getirmek
Birini bir yerden almak
Erzählen
Anlatmak
Die Behandlung
Tedavi
Islem
Teilnehmen
Katilmak
Die Bescheinigung
Belge
Sertifika
Die Begrüßung
Selamlasma
Karsilama
Die Verabschiedung
Veda
Ayrilma
Belegen
“Belegen” kelimesinin anlamını, artikelini ve örnek cümlelerini aşağıda bulabilirsiniz:
Anlamı: kanıtlamak, belgelemek, yer ayırtmak
Artikel: “belegen” bir fiildir, bu nedenle artikeli yoktur.
Anlamlar ve Örnek Cümleler:
-
Kanıtlamak, belgelemek
- Anlamı: Bir şeyi doğrulamak veya kanıtlamak için belge veya veri sunmak.
-
Örnek Cümleler:
- Er konnte seine Behauptung mit Fakten belegen. (İddiasını gerçeklerle kanıtlayabildi.)
- Die Studie belegt die Wirksamkeit des neuen Medikaments. (Araştırma, yeni ilacın etkinliğini kanıtlıyor.)
-
Yer ayırtmak
- Anlamı: Bir etkinlik veya hizmet için önceden yer ayırtmak veya rezervasyon yapmak.
-
Örnek Cümleler:
- Wir haben einen Tisch im Restaurant belegt. (Restoranda bir masa ayırttık.)
- Die Teilnehmer müssen sich im Voraus für den Kurs belegen. (Katılımcılar kurs için önceden kayıt yaptırmalıdır.)
-
Yer kaplamak, işgal etmek
- Anlamı: Bir alanı veya yeri kaplamak veya işgal etmek.
-
Örnek Cümleler:
- Die Bücher belegen den ganzen Tisch. (Kitaplar masanın tamamını kaplıyor.)
- Das neue Lager belegt eine große Fläche. (Yeni depo geniş bir alanı işgal ediyor)
Die Wirbelsäule
Omurga
Hiermit
Bununla
Bu vesile ile
Der Betrag
Miktar
Übernommen
Devralmak
Üstlenmek
Kabul etmek
Leihen
Borc vermek
Das Ohr
Kulak
Die Schulter
Omuz
Der Hals
Boyun
Das Bein
Bacak
Die frische
Tazelik
Die Luft
Hava
Die Mütze
Bere
Sapka
Die Erkältung
Soguk almak
Die Badewanne
Küvet
Das Pflaster
Yara bandı
Atmen
Hava alman
Entspannen
Rahatlamak
Regelmäßige
Düzenli
Sürekli
Erweitern
Gevseme
Die Verfügung
Kullanim
Emir
Tasarruf
Verfügung
Anlamı: kullanım, emir, tasarruf
Artikel: die Verfügung
Anlam ve Örnek Cümleler:
1. Kullanım (bir şeyin erişilebilir ve kullanılabilir olması durumu) • Anlamı: Bir şeyin kişisel kullanım veya erişim için mevcut olması. • Örnek Cümleler: • Die neuen Geräte stehen ab Montag zur Verfügung. (Yeni cihazlar Pazartesi’den itibaren kullanımınıza sunulacak.) • Bitte lassen Sie mich wissen, wenn Sie weitere Informationen zur Verfügung haben. (Lütfen daha fazla bilgiye sahip olduğunuzda bana bildirin.) • Das Hotelzimmer steht Ihnen während Ihres Aufenthalts zur Verfügung. (Otel odası, konaklamanız süresince kullanımınıza sunulmuştur.) • Der Dienst ist rund um die Uhr zur Verfügung. (Hizmet, günün her saati erişilebilir durumdadır.) 2. Emir (yargı veya resmi bir karar) • Anlamı: Bir yetkili tarafından verilen emir veya karar. • Örnek Cümleler: • Das Gericht hat eine Verfügung erlassen, die das Verhalten der Angeklagten regelt. (Mahkeme, sanığın davranışını düzenleyen bir emir yayınladı.) • Die Verfügung des Chefs muss von allen Mitarbeitern befolgt werden. (Patronun emri, tüm çalışanlar tarafından yerine getirilmelidir.) • Der Polizist zeigte die Verfügung, um den Zugang zu dem Bereich zu kontrollieren. (Polis, bölgeye giriş kontrolü için emri gösterdi.) • Sie hat eine Verfügung gegen den Bau des neuen Gebäudes erwirkt. (Yeni binanın inşasına karşı bir emir aldı.) 3. Tasarruf (mali veya kişisel kaynakların yönetimi) • Anlamı: Kişisel veya mali kaynakların yönetimi veya denetimi. • Örnek Cümleler: • Sie haben eine beträchtliche Summe Geld zur Verfügung, um in das Projekt zu investieren. (Projeye yatırım yapmak için önemli bir miktar paranız var.) • Die Ersparnisse stehen Ihnen nach dem Rentenbeginn zur Verfügung. (Tasarruflar emekli olduktan sonra kullanımınıza sunulacak.) • Er hat alle seine Ressourcen zur Verfügung gestellt, um das Unternehmen zu unterstützen. (Şirketi desteklemek için tüm kaynaklarını sağladı.) • Der Fonds steht dem Verein zur Verfügung, um neue Projekte zu finanzieren. (Fon, derneğe yeni projeleri finanse etmek için sunulmuştur.)
Das Stockwerk
Kat
Die Ernährung
Beslenme
Die Beratung
Danismanlik
Das Gepäck
Bagaj
Die Lebensmittel
Gida
Yiyecek
Drehen
Döndürmek
Çevirmek
Neigen
Eğmek
Die Gebühr
Ücret