Turkish IX Flashcards
bir an önce
immediately
saplanmak
to become stuck
çamur
mud
bambaşka
completely different
müsaadenizle
with your permission
taş
stone
bir kısmı
a portion/part
bir saniye
one second (hold on)
bebek bezi
diaper
bebek maması
baby food
hassas
sensitive
ölüm cezası
death sentence
bahsetmek/dan
to mention (in print)
sevgi
love (noun)
bile
even
yüzen
floating
serinledim
I cooled off
ısındım
I warmed up
üşüdüm
I am cold
elimden geleni yapıyorum
I am doing what I can
haberleşme
communications
gelişmeler
developments
el sıkma
a handshake
karmaşık
complicated
cenaze töreni
funeral
muhalefet
opposition
çoğunluk
majority
sanık
defense attorney
engelemek
to impede
yerel
local
engelli
disabled
hamile
pregnant
memleket
home town
mal
property
seyyar
portable
gıda paketi
rations
uyku tulumu
sleeping bags
yönetimi
administration
sivil toplum kuruluşları
civil society org. (NGO)
tualet kağıdı
toilet paper
öncelikle
first of all
yeterli
sufficient
içme
potable
barınak
shelter
öncelik
priority
musluk
water tap
meydanı
square
lazım
need
gerek
lack/need
salatalık
cucumber
tereyağı
butter
kıdemli
assigned
maden
mine (like for ore)
ateşiniz var mı?
do you have a light?
yangın çıkarmak
to cause a fire
ateş yakmak
to light a fire
serbestlik
liberalization
gerçekci (bakmak)
realist
kötümser (bakmak)
pessimist
iyimser (bakmak)
optimist
teklif etmek
to propose
anlaşılmak
to be understood
yapı
structure
dayanıklı
stable, firm
tartışmalı
controversial
iptal etmek
to cancel
rastgele
random
sükretmek
to say thanks
dua etmek
to pray
şahit
witness
batmak
to sink
silmek
to erase
iki yilda bir
once every two weeks
takım elbise
suit
can ve mal kaybı yok
there is no loss of life or property
ellemek
to touch
özlemek
to miss (hacer falta)
mum
candle
karşılaştırma
comparison
halk içinde
amongst the public
takıntı
obsession
buzdolap
refrıgerator
işe yaramak
to make things more useful
itici
offensive
karar
decision
süslemek
to decorate
terk etmek
to evacuate
öteki
the other
fakat
but, only
meslektaş
colleague
kayınbirader
brother in law
görümce
sister in law
enişte
married in uncle
yenge
married in aunt
benzemek /e
to look like
fren yapmak
to brake
tespit etmek
to identify
vücut
body
nerdeyse
almost
izninizle
with your permission
falan fılan
and so on…
immediately
bir an önce
to become stuck
saplanmak
mud
çamur
completely different
bambaşka
with your permission
müsaadenizle
stone
taş
a portion/part
bir kısmı
one second (hold on)
bir saniye
diaper
bebek bezi
baby food
bebek maması
sensitive
hassas
death sentence
ölüm cezası
to mention (in print)
bahsetmek/dan
love (noun)
sevgi
even
bile
floating
yüzen
I cooled off
serinledim
I warmed up
ısındım
I am cold
üşüdüm
I am doing what I can
elimden geleni yapıyorum
communications
haberleşme
developments
gelişmeler
a handshake
el sıkma
complicated
karmaşık
funeral
cenaze töreni
opposition
muhalefet
majority
çoğunluk
defense attorney
sanık
to impede
engelemek
local
yerel
disabled
engelli
pregnant
hamile
home town
memleket
property
mal
portable
seyyar
rations
gıda paketi
sleeping bags
uyku tulumu
administration
yönetimi
civil society org. (NGO)
sivil toplum kuruluşları
toilet paper
tualet kağıdı
first of all
öncelikle
sufficient
yeterli
potable
içme
shelter
barınak
priority
öncelik
water tap
musluk
square
meydanı
need
lazım
lack/need
gerek
cucumber
salatalık
butter
tereyağı
assigned
kıdemli
mine (like for ore)
maden
do you have a light?
ateşiniz var mı?
to cause a fire
yangın çıkarmak
to light a fire
ateş yakmak
liberalization
serbestlik
realist
gerçekci (bakmak)
pessimist
kötümser (bakmak)
optimist
iyimser (bakmak)
to propose
teklif etmek
to be understood
anlaşılmak
structure
yapı
stable, firm
dayanıklı
controversial
tartışmalı
to cancel
iptal etmek
random
rastgele
to say thanks
sükretmek
to pray
dua etmek
witness
şahit
to sink
batmak
to erase
silmek
once every two weeks
iki yilda bir
suit
takım elbise
there is no loss of life or property
can ve mal kaybı yok
to touch
ellemek
to miss (hacer falta)
özlemek
candle
mum
comparison
karşılaştırma
amongst the public
halk içinde
obsession
takıntı
refrıgerator
buzdolap
to make things more useful
işe yaramak
offensive
itici
decision
karar
to decorate
süslemek
to evacuate
terk etmek
the other
öteki
but, only
fakat
colleague
meslektaş
brother in law
kayınbirader
sister in law
görümce
married in uncle
enişte
married in aunt
yenge
to look like
benzemek /e
to brake
fren yapmak
to identify
tespit etmek
body
vücut
almost
nerdeyse
with your permission
izninizle
and so on…
falan fılan