Deck 1 Flashcards
abnehmen
- azalmak
- kilo vermek
jmd. etw. melden
birine bir şeyi bildirmek
etw. bei der Polizei melden
bir şeyi polise ihbar etmek
sich melden
- kaydını yaptırmak
- hazır olduğunu bildirmek
- cevap vermek
die Bewerbung
başvuru
alte Reifen durch neue ersetzen
eski lastiklerin yerine yenilerini takmak
sie ersetzt dem Kind die Mutter
çocuğa annelik ediyor
ersetzen
- ödemek
- tazmin etmek
das Zeichen
- işaret
- belirti
versauen
- pisletmek
- içine etmek
der Bestand
stok
zugänglich
- erişilebilir (erreichbar)
- elde bulunur (verfügbar)
abweisen
- reddetmek
- başından savmak
tätig
etkin
tätig sein
çalışmak, faaliyet göstermek
für: için
bei: -de
als: olarak
auf: -de
das Abzeichen
- MIL nişan
- rozet
das Wappen
arma
anstecken
- iğneyle tutturmak, yüzük takmak
- ateşe vermek, sigara yakmak
- MED aşılamak, bulaştırmak (jdn. mit etw. anstecken)
die Beschwerde
- MED şikayet, rahatsızlık
- JUR itiraz
aufnehmen
başlamak
Kontakt mit jdm. aufnehmen
biriyle temasa geçmek
die Lache
su birikintisi
das Plakat
afiş
ablehnen
reddetmek
der Antrag
başvuru, dilekçe
üblich
alışılmış, adet olan
nachschauen/nachsehen
bilgi aramak
auskennen
bir şeyi veya yeri bilmek, bir işten anlamak
auskennen
bir şeyi veya yeri bilmek, bir işten anlamak
voraussagen
tahmin etmek
ausfallen sein
olmamak
(nicht stattfinden)
die Schule fällt aus
(fehlen)
er ist wegen Krankheit eine Woche lang ausgefallen
festhalten an
-de direnmek, -de ısrar etmek
die Rubrik
- kategori
- sütun (in Tebelle, Zeitung)
quasi
- adeta, tabiri caizse
- sanki, adeta
- gerçekten, aslında, esasen
die Lücke
- gedik, eksiklik
- aralık (Zwischenraum)
- boşluk (Leere)
auf jdn. neidisch sein
birini kıskanmak
endgültig
kesin
entsprechend
- uygun
- gereğince
bedauerlich
üzücü
vorspielen
rol yapmak, numara yapmak
die Panne
- arıza
- terslik
geraten
olmak, uğramak, düşmek
-in Gefahr geraten: Tehlikeye uğramak
-in Schwierigkeiten geraten: Zor duruma düşmek
-in Panik geraten: Paniğe kapılmak
durcheinander
- karmakarışık
- şaşkın
bestreiten
inkar etmek
entkommen
kaçmak
gestehen
itiraf etmek
die Vorschrift
- kural
- talimat (Anweisung)
einschkenken
içecek doldurmak
ausmachen
- ELEK kapatmak
- söndürmek (Licht, Feuer)
- keşfetmek (ermitteln)
- fark etmek (erkennen)
- oluşturmak (bilden)
einen Termin ausmachen
saat ve yerini kararlaştırmak
der Vorwand
bahane
etw. als Vorwand benutzen
eine Erkältung zum Vorwand nehmen: soğuk algınlığını bahane etmek
gründlich
- özenli (sorgfältig)
- titiz
übrigens
- ayrıca, bu arada
- sırası gelmişken
bestätigen
- teyit etmek, tasdik etmek
- onaylamak
der Vorsatz
- niyet
- JUR kasıt
einsam
- yalız, kimsesiz (allein)
- terk edilmiş (verlassen)
beleidigen
- hakaret etmek
- gücendirmek
angeblich
sözde, güya
allmählich
- yavaş yavaş olan, adım adım yapılan
- yavaşça, gittikçe
anlocken
kendine çekmek, cezbetmek
mittlerweile
bu arada
einigermaßen
- şöyle böyle
- iyi kötü
- oldukça
jedoch
halbuki
die Aussage
- JUR ifade, tanıklık
- LIT tema
die Auskunft
bilgi
selbstbewusst
kendinden emin
schleppen
- çekmek, sürüklemek
- taşımak
zustoßen
- sokmak
- bıçaklamak
- yılan ısırması
zustoßen sein
başa gelmek
Für den Fall, dass mir etwas zustößt: Başıma bir şey geldiği taktirde…
überwinden
- yenmek
- bir engeli aşmak
sich überwinden
- bir şeyi yapmaya kendini zorlamak
- bir şeyi yapmaya razı olmak
Es kostet ihn große Überwindung, dorthin zu gehen: Oraya gitmek için kendini çok zorladı
einstürzen
yıkılmak, çökmek
auf jdn. einstürzen
birinin başına gelmek
genehmigen
izin vermek
einschüchtern
gözdağı vermek
erbärmlich
- perişan
- zavallı
- fena
das geht nur zu zweit
bu yalnız iki kişiyle olur
verkünden/verkündigen
- bildirmek
- duyurmak, ilan etmek
demnächst
yakında
gelegentlich
ara sıra, zaman zaman
allerdings
- gerçekten
- gerçi, her ne kadar … ise de
- lakin, bununla birlikte
- elbette
der Zugriff
INFORM erişim
eventuell
- olası
- belki
gelingen sein
başarmak
Es ist mir nicht gelungen: başaramadım
eigenartig
tuhaf
widersprüchlich
çelişkili
die Angelegenheit
- iş, mesele
- sorun, mesele
dezent
- nazik, kibar
- göze batmayan
- kulağa hoş gelen
verweigern
- -den kaçınmak
- -den çekinmek
- reddetmek
- vermemek
albern
- çocuksu
- çocukluk etmek
immer noch
hala
immerhin
ne de olsa
immerzu
hep, sürekli olarak
verabreden
kararlaştırmak
mit jdm. verabredet sein
biriyle randevusu olmak
die Verabredung
randevu
sich herausstellen
ortaya çıkmak, belli olmak, anlaşılmak
Es hat sich falsch herausgestellt das…
angehen
- başlamak
- ışığın yanması
- mücadele etmek
- karşı koymak
abkommen
- sapmak
- vazgeçmek, caymak, uzaklaşmak
aufhalten
- alıkoymak, durdurmak, önlemek
- oyalamak
sich aufhalten
- bulunmak, ikamet etmek
- oyalanmak
fesseln
bağlamak